|
|



Daha henüz 18 yaşındaydı, ama hayatının sonundaydı. Tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir kansere yakalanmıştı. Kahır içinde eve kapamıştı kendini.. Sokağa çıkmıyordu. Annesi.. Bir de kendisi.. O kadardı bütün hayatı..Bir gün fena halde sıkıldı, dayanamadı, attı kendini sokağa..Bir yığın vitrinin önünden geçti.. Tam bir CD satan dükkanı da geride bırakmıştı ki, bir an durdu. Geri döndü, kapıdan içeri, gözüne hayal meyal takılan genç kıza bir daha baktı. Kendi yaşlarında harika bir genç kızdı tezgahtar..Hani ilk bakışta aşk derler ya, öyle takılıp kalmıştı işte.. İçeri girdi..Kız gülümseyerek koştu ona.. "Size nasıl yardım edebilirim" diye..Nasıl bir gülümsemeydi o.. Hemen oracıkta sarılıp öpmek istedi kızı..Kekeledi, geveledi, sonra "Evet" diyebildi.. Rast gele bir plağı işaret ederek.. "Evet.. Şu CD'yi bana sarar mısınız?.." Kız CD'yi aldı, içeri gitti. Az sonra paket edilmiş geri geldi.Aldı paketi, çıktı dükkandan, evine döndü, açmadan dolabına attı..Ertesi sabah gene gitti aynı dükkana.. Gene bir CD gösterdi kıza, sardırdı, aldı eve getirdi, attı paketi dolaba, gene açmadan.. Günler hep alınıp sardırılan CD'lerle geçti.. Kıza açılmaya bir türlü cesaret edemiyordu. Annesine açıldı sonunda..Annesi "Git konuş oğlum, ne var bunda" dedi..Ertesi sabah bütün cesaretini topladı. Erkenden dükkana gitti. Bir CD seçti. Kız gülerek aldı plağı. Arkaya gitti, paketlemeye.Kız içerdeyken bir kağıda "Sizinle bir gece çıkabilir miyiz" diye yazdı, altına telefon numarasını ekledi, notu kasanın yanına koydu gizlice.. Sonra paketini alıp kaçtı gene dükkandan..İki gün sonra evin telefonu çaldı.. Anne açtı telefonu.. CD Dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan.. Delikanlıyı istedi.. Notunu daha yeni bulmuştu ..Anne ağlıyordu..Duymadınız mı" dedi.. "Dün kaybettik oğlumu.." Cenazeden birkaç gün sonra, anne oğlunun odasına girebildi sonunda.. Ortalığa çeki düzen vermeliydi. Dolabı açtı.. Oraya atılmış bir yığın açılmamış paket gördü..Paketleri aldı, oğlunun yatağına oturdu ve bir tanesini açtı..İçinde bir CD vardı, bir de minik not.."Merhaba.. Sizi öyle tatlı buldum ki.. Daha yakından tanımak itiyorum.. Bir akşam birlikte çıkalım mı.. Sevgiler.. Jacelyn!." Anne bir paketi daha açtı.. Onda da bir CD ve bir not vardı..
"Siz gerçekten çok tatlı birisiniz, hadi beni bu gece davet edin, artık.. Sevgiler.. Jacelyn!.."

GERÇEK BİR OLAY
Bir kız ve bir delikanlı bir motosikletin üzerinde 180km hızla gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor:
Kız: Lütfen yavaşla, ben korkuyorum!
Erkek: Hayır bak ne kadar eğlenceli!...
Kız: Lütfen, lütfen çok korkuyorum!!!
Erkek: Peki, beni sevdiğini söyle
Kız: SENİ ÇOK SEVİYORUM,AŞKIM lütfen yavaşla!
Erkek: Şimdi de bana sıkıca sarıl
Kız, delikanlıya sıkıca sarılır.
Erkek: Şapkamı alıp kendine takarmısın, başımı çok sıktı
Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı: "Motosiklet kazası.. Motosiklet fren arızası nedeniyle bir binaya çarptı. Üzerindeki iki kişiden biri kurtuldu.." Gerçek ise şöyleydi.. Yolun yarısında delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kıza belli etmek istememişti. Bunun yerine kızdan kendisi sevdiğini söylemesini ve son defa sarılmasını istemişti. Sonra da kendi ölümü pahasına, kızın başlığı takmasını ve hayatta kalmasını sağlamıştı. İşte gerçek aşkın anlamı buydu!...
Aşk Gider,Acısı Kalır..
Aşk için bahar.Tehlike her yerdedir...Vuruluverirsin hiç ummadığın birine.Ama öyle çarpar ki kalbin, duracak gibi aldatır seni.Bahardan sonra yaz gelir...Hepimiz biliriz, sabun köpüğü gibidir yaz aşkları.Bence öyle basit değil.Henüz silinmedi hiçbirinin yarası benden.Aşk gitti ama acısını bıraktı, iz kaldı.Güz aşkları mevsimine dönünce dönence, pencereye sinmiş insanlar gelir gözümün önüne.Ve yavaş yavaş görünürler etrafta.Kimi yaza girerken terk ettiği aşkını, kimi yaz aşkını düşünür.Kimi ayrılık planlar ama hala yüreği yanar.Kimi terk edilmişliği sindirmeye çalışır.Çok azdır taze aşk yakalayan. Sanki bir doğum öncesi ölüm gibidir.Sonra kış gelir.Kimi yüzsüzler yazın hiç aldatmamış gibi eski sevgilisine döner;kimi sadıklar kavuşur...Kimi yalnızdır, kimi yorgun...O yorgunlar için kış uykusu başlar...Belki de taze baharlara, taze aşklara enerji depolarlar...Aşk dört mevsimdir herkesin sözlüğünde.Ama nedense bana bu anlattıklarımı çağrıştırmaz.Saçmaladım belki de bir paragraf boyu.Yalan attım.Aslında doğru olsalar bile yalanlardı çünkü, hissetmediklerimi yazdım.Ezbere konuştum.Aşk , kelimesi içimde gebe olduğum bir kelimedir.Her duyuşumda doğum sancısı çeker, doğuramam.Ama gözlerimin önüne o gelir.Sadece bir bakışına karın ağrıları, suyla yatışmalar.Bir tebessüme ömür bulmak.İtiraf.Saatler süren telefon konuşmaları.İlk duygular, çocuksu güzellikler.Ve sonra..... Nefessiz kalmacasına ağlamalar.Izdırap çığlıkları...Kış..Kış..Kış..... Azap....Ve sonunda doğan gün....Hemen her mevsim aşık olmuşumdur birilerine....Hatta sonbaharda bile...Ama onca ufaklı büyüklü sevda içinde, böylesine derinde var olan,böyle yaktı mı iz bırakan, bu kadar çaresiz bırakan,bu kadar arzu illetine hasta eden, bu kadar dizginsiz, sorgusuz,başına buyruk, acımasız, bu kadar bugünsüz sevda görmedim.Ve işte hiç biri böyle koyup, böyle yıkıp gitmedi.Ondan önce hiç biri içimden bir şey götürmemişti.Ondan sonrası zaten götüremez çünkü, götürülecek bir şey kalmadı..İşte o insan, beni aşka karşı böyle kelimesiz böyle hayretli, böyle çaresiz, isteksiz bırakıp gitti..Şimdi ben nefretten bile aciz isem bana bir şeyler borçlu.İçimden söküp aldığı bir şeyleri.Bana beni borçlu.Herkesi seven o sersem yüreğimi..Benden alıp kaçtığı o masum kızı borçlu.Bana bir dün, birde yarın borçlu.Benim ne günahım vardı da aşk için üç kelime etmekten aciz kalacaktım.Benim ne günahım vardı da her mevsim başka meyve yemek varken iştahsız kalacaktım.Yoktu elbet günahım..Onunda yoktu ya..Öfkem susmama engel...Ama ikimizin de suçu yoktu...Suçlu yoktu..Benim mevsimim sonbaharsa, yaza, kışa, bahara dönmez...Benim gibilerin nasibi pencere önüne sinip, mazide yaşamak,kendinle kanlı bıçaklı düellolar yapmak...Kendinle savaşmak , hırpalamak...Yaptığının farkına varıp ,bir de üstüne onun için cezalandırmaktır.
sorma bana gülüm
sorma banA GÜLÜM kimsin diye ne olur
sorma ne olur neden nicin diye
sorma bana GÜLÜM yanginin kime diye
GÜLÜM yandim simdi külüm
askasimim bir kara HÜZÜN
günlerim bir MATEM
GÜLÜMM.Ahhhh GÜLÜM be Ahh.
yandim kavruldum Yürek yandi DERINDEN
onu nasil silerim bu SINEDEN
gönül eve oldu VIRANN
GÜLÜM ahh GÜLÜMM
sorma GÜLÜM düslerime hüzünler el koydu
sorma GÜLÜM gülüslerim HISKIRlarda boguldu
sorma ne olur GÜLÜM; sorma
Güllerim bir terk edilisin girdabinda SOLDU
dallarim FIRTINAlarda kirildi
atesin IHANETINI gördüm
adi ASK yakdi yakdi Taaa SINEMI
suyun ihanetini gördümki hasret ÖZLEM
sorma GÜLÜM sana diyemem
sorma GÜLÜM farz etti ben bir leyla´yim
farz ettki GÜLÜM ben uzakligin HASRETIN
ÖZLEMIN Özlenin SEVGILININ Terk ettigi
tutup ATES lere attigi. alip yapayanliz
SANDIKLARA kilitledigi bir
Yanik SEVDALIYM be GÜLÜMM.
Ayrılık nikahı
Seni bilmem ama ben kararliyim Su garip sevdadan cayalim gitsin Bu askta senden cok ben zararliyim Bir kumar oynadik diyelim gitsin
Icimde bir his var benden pes diyor Olmayan duadan ümit kes diyor Madem ki bahtimiz böyle istiyor Kaderin emrine uyalim gitsin
Seninle burcumuz tutsaydi keske Aslanlar bir baska yengec bir baska Yarini olmayan hayirsiz aska Ayrilik nikahi kiyalim gitsin
Farzet ki bir rüya gördük ikimiz Gercekte bu hissi tanimadik biz Böyle bir masali yasamadik biz Bir varmis bir yokmus sayalim gitsin
Marifet felegin elinden cikmis Dünyada baska bir terzisi yokmus Keremi Asliyi narina yakmis Atesten gömlegi giyelim gitsin
DÜSÜNCE
SENİ DÜSÜNDÜM DÜN BÜTÜN GECE
BİR CARE ARADIM SENSİZLİGİNE
DÜSÜNCELERİMLE KOYULASTİ KARANLIKLAR
GÖZYASLARIMLA ISLANDI YASTIGIM
BÖYLECE UYKUYA DALDIM
GÜN ISIGINDA KALBİMDEN SIZAN
ILIK BİR KAN DAMLASIYLA UYANDIM
O ZAMAN SENSİZLİGİN ACISINI ANLADIM
GÜLYÜZLÜM BENİM.....
Sende agla agla artik
Yoklugum koysun sana
Kalbindeki ask sizisiyla kosup geleceksin kapima
Cok kislar Gecireceksin
Benim Sensiz gecirdigim gibi
Beni bensiz Seveceksin Seni sensiz Sevdigim gibi..
AGLAYACAKSIN ESMERİM
GÜN BATARKEN BİR AKSAM ÜSTÜ
AKLINA GELECEGİM O AN
BİR RÜZGAR UCURACAK SACLARINI
BEN GELECEGİM AKLINA AGLAYACAKSIN
DİLİN VARMAZ ADIMI ANMAYA
BOSVER HATIRLAMAYA CALISMA
NASIL OLSA BİR GECE TATLI RÜYANDA
BEN GELECEGİM AKLINA AGLAYACAKSIN
GÜN GELİP OTURURSAN NİKAH MASASINA
MUTLULUK HAYALİYLE ATSAN İMZANI
BEYAZLAR İCİNDE YAPACAGIN İLK DANSTA
BEN GELECEGİM AKLİNA GÜLYÜZLÜM AGLAYACAKSIN.........
UNUTTUM
KALBİMİ DOLDURAN GÜZEL GÖZLERİN
SİYAHMIYDI ELAMIYDI UNUTTUM
TASLANIP ÜSTÜNDE HAYAL KURDUGUM
SACININ RENGİNİ BİLE UNUTTUM...
ARAYA SİMSİYAH PERDELER İNDİ
SENSİZLİK KİMSESİZ YOLLARA SİNDİ
BELKİ BİR BASKASI SEVİYOR SİMDİ
AGLADIM,İNLEDİM,SUSTUM UNUTTUM...
SEVMEK VE İNANMAK HEP YALAN BUNLAR
SEVENLER SEVİLMEZ BOS YERE AGLAR
KİMBİLİR BU SENSİZ KACINCI BAHAR
DÖNME COK GEC ARTIK SENİ UNUTTUM..
SAYET BİR GÜN?...
BENİ SORARSA ADINI YAZDIGIM AGACLAR,
O DÖKÜLEN YAPRAKLARİNA DOYAMADAN
GİTTİ DERSİN.
SAYET BİR GÜN?...
BENİ SORARSA TENHA YOLLARDAKİ
AYAK SESLERİ,O DÖNÜSÜ OLMAYAN
YOLLARDA YÜRÜYOR DERSİN...
SAYET BİR GÜN?...
BENİ SORARSA YELKENLİ GEMİ
O ENGİNLERE YELKEN ACTİ
DÖNMEYECEK DERSİN.
SAYET BİR GÜN?...
BENİ SORARLARSA GÜLYÜZLÜM
KAHPE DÜNYAYA KÜSÜP GİTMİS DERSİN
SORARLARSA NE ZAMAN GELECEK DİYE
DÖNÜSÜ MECHUL...MECHUL DERSİN....
Akşamı son bulan ufuklarda..güneş damla damla erirken..hayatta kalan duygularımla..sana iki kelime söylüyorum...
"SENİ SEVİYORUM"

Ne içimde seni unutmak gibi bir his var..nede aşkımı körükleyen bir rüzgar..ne seni görmeyecek kadar güçlüyüm..nede görmeye dayanacak kalbim var
|
|
|
|
|
kırmızı bir gül yerde uzanmıştı solmuştu kararmıştı yaprakları hüzünlüydü kaldırdım onu yerden okşadım yapraklarını kokladım sen sandım atmaya kıyamadım
|
|

BİR GÜLÜN HİKAYESİ
Onlarla yıllar önce tanıştım.Bir bar veya diskotek yada gece kulübü, yani yemekten sonra dans edip, eğlenmeye, müzik dinlemeye gidilebilen bir yerde. Ben masalardan birinde, tek başıma vazonun içinde duruyordum. Canım sıkılıyordu aslında. Özel olarak bu iş için, evleri, barları, restoranları ve işyerlerini süslemek, insanlar tarafından sevdiklerine hediye edilmek üzere yetiştiriliyordum. Benim kaderimde de buraya satılmada vardı, sevdiklerimden ayrılmış, bu vazoya yerleştirilmiştim. Can sıkıntısı içinde akibetimi bekliyordum daha ne kadar yaşayacağımı bilmeden. Kimse benimle ilgilenmiyordu. O gelene kadar... Çok güzel bir kadındı. Simsiyah saçları, düzgün vücudu, sade elbisesi ve benim kadar kırmızı dudakları kadar yıldız gibi parlıyordu. Kapıdan içeri girer girmez gözüm takıldı. Onun elinde, saçında veya yakasında olmak isteğiyle dolup taştım birden. Boş masama otursunlar diye dua ettim. Yanında birileri vardı, etrafa bakıyorlardı. Bende bakındım ve kalbim çarpmaya başladı, benden başka boş masa yoktu, demek ki bana geleceklerdi. Yanılmamıştım. Oturur oturmaz beni fark etti. Tanrım ne güzel bir kırmızı gül diyerek önce beni seyretti, sonra yapraklarıma yumuşak elleriyle dokundu, daha sonra burnuna götürdü beni. Ben onun dokunuşları ve kokusuyla ürperirken oda benim kokuma bayılmıştı. Eline alıp,uzunca bir süre tuttu beni. Arada bir kokladı,kokumu içine çekti. Erkeklerden ikisi benim güzelle ilgileniyordu. Aralarında gizli bir rekabet vardı.İkisi de arkadaştılar, daha doğrusu iş ilişkileri vardı ama güzel kadın yüzünden birbirlerinden nefret ediyorlardı. Bir ara adamlardan esmer olanı dansa kaldırdı kadını. Beni yerime bırakıp eşlik etti adama. Uzaktan izledim onları, konuşmalarını duymuyordum ama anladığım kadarıyla tam anlamıyla asılıyordu. Benimkide gülümsüyor, arada bir başını eğiyor, bir şeyler söylüyor, çoğu zamanda bakışlarını adamdan kaçırıyordu. Sıkıldığını anlamılştım. Tam oturmuşlardı kı, sarışın olanı kaldırdı dansa. Onu da kırmadı. Aşağı yukarı aynı şeyler cereyan etti. Ama bu adam daha kibardı ve sanırım ondan daha çok hoşlanmıştı. Derken... Derken o çıkageldi. Hiç beklemediğim, ummadıgım bir anda masaya geldi. Diğerlerinin arkadaşıymış kadınla ilk kez tanışıyorlardı. Küçük bir merasimden sonra kadının yanına oturdu. Ben yine onun ellerindeydim... Birden kadının kulağına eğilip, "kırmızının sana çok yakıştığını biliyor musun?" dedi. Sesi çok ateşliydi. Doğrusunu isterseniz, ben bile etkilenmiştim. Gözlerini kaldırıp ona gülümsediği an bakışlarının son derece çarpıcı olduğunu gördüm. Benim ki daha etkilenmişti.İkimizde dikkatlice incelemeye başladık adamı. Kendini beğenmiş bir havası vardı. Yakışıklıydı Allah için, şık ve iyi giyimli, ağzı laf yapan biriydi. Sık sık kulağına bir şeyler söylüyor, oda çapkına gülümsüyordu. Meğer oda benim gibi kapıdan içeri girdiği andan itibaren güzel kadını izlemiş. Birkaç dakika sonra iş işten geçmişti. Tahmin ettiğim şey gerçekleşti. Yukarılarda dolaşan Eros, ikisini görür görmez oklarını kalplerine sapladı. O andan itibaren yalnızca ikisi vardı orada. Birlikte dans ettiler, sarıldılar, konuştular... Bende mutluydum ama birazdan onların gideceğini düşünmek acı veriyordu. Daha goncaydım, en azından bir haftalık ömrüm vardı, ama bundan sonraki günlerimi burada, bu karanlık yerde geçirmek istemiyordum. Beni alırmıydı giderken? Yanında götürürmüydü? Ben bu duygularla doluyken kalkmakta olduklarını fark ettim. Tanrım gidiyordu! Gidiyorlardı. Adam geldikten sonra benimle hiç ilgilenmemişti. Beni unutmuştu. Ayağa kalktı, çantasını aldı, ceketini omuzlarına attı ve yavaş yavaş uzaklaştı masadan. Beni bırakarak... Kahrolmuştum. Bütün ümitlerim sona ermişti. Ona son bir kez veda etmek üzereyken, genc adamın masaya döndüğünü gördüm. Bir şey unutmuştu herhalde. Geldi bana uzandı. Yoksa... Beni aldı, önce kokladı, kokumu onun yaptığı gibi içine çekti ve onun yanına gitti... Gözlerinin içine bakarak "bütün bir gece çok hoş bir ikiliydiniz, onu yalnız mı bırakacaksın" diyerek beni uzattı. Daha önce biraz kıskanmıştım, ama o anda çok sevdim bu adamı. Sarılıp öpmek geldi içimden. O gece ve sonrası onlarla birlikte aşkı, mutluluğu, tutkuyu, ihtirası yaşadım.Çok büyük bir aşka tanık oldum. Ama korkuyordum. Hislerim bu aşkın uzun sürmeyeceğini söylüyordu. Evet cok seviyorlardı birbirlerini ama başka dünyaların insanıydılar... Her şeyleri farklıydı. Bu ilişki onları tüketecekti... Beni bir hafta boyunca vazoda baktı. Her gün suyumu değiştirdi, uzun yaşamam için vitaminlerle besledi beni. Her sabah yataktan kalkınca okşadı, sevdi, kokladı. Her akşam eve geldiğinde benimle ilgilendi. Yapraklarımın dökülmekte olduğunu fark edince kurumamamı, yapraklarımın dökülmemesini sağladı.Ömrümü uzattı. Aradan yıllar geçmesine rağmen hala yaşıyordum. Hala onunla beraberim. Onun yatağının başucundayım. Ben onunlayım ama buluşmamızı sağlayan bizimle değil artık.Korktuğum başıma geldi. Bir yıl sürdü ilişkileri. Aşk dolu geceler yerini kavgalara bıraktı.Hiç istememe rağmen birbirlerini kırmalarına şahit oldum. Onunla birlikte bende ağladım. Her kavga, daha tutkulu bir barışmayla sonuçlanıyordu. Ama sonra bir gün gitti ve bir daha hiç aramadı... Ama o günden sonra her gün bir arkadaşım geldi evimize. Her gün kırmızı bir gül getirdi çiçekciler. Kimden geldiğine dair hiçbir not olmadı güllerin üzerinde. Ama oda bende kimin gönderdiğini biliyorduk. Aradan yıllar geçti, başkaları geldi gitti eve. Ama o hiç gelmedi. Gülü hep geldi. O da güllerin hiçbirini atmaya kıyamadı. Hepsini yaprakları dökülmeye başladıktan sonra kuruttu, yaprakları ufaladıi, banyoda, odalarda sakladı. Saklamaya devam ediyor... Bu güzel kokulu evde ben öldüm bir gün ve... benimle birlikte o güzel kadın da öldü. Ama ev hala onun kokusuyla doluydu
Aşkın Kalbindeyse.. Mutluluğun elindeyse, İstediğin iki kelimeyse SENİ SEVİYORUM...
|
|
Belki hatıralar unutulup gidecek, Belki bu sevgier yok olup eriyecek, Ama şunu unutma, Bu kalp sonsuza dek seni sevip özeyecek...
Sanırım seni çok sevdim ki ayrılamıyorum. Bağlandım ki unutamıyorum, Yakınlardasın ki hissediyorum, Gizlemiyorum çünkü seni çok seviyorum.
Günü gece olsun diye yaşıyorum, Çünkü gece hayallerime geliyorsun, Seni beklemiyorum çünkü sen hep benimlesin, Hayallerimde ve kalbimdesin.
Bir tatlı aşk gülüşü özledi gözlerim, Ve sen hangi alemde hangi düşlerde isen gel, Çünkü gülüşünü çok özledim...
Seviyorum sevmenin acı verdiğini Her sevenin sevilmediğini bile bile ... Ama yine de bir umut taşıyorum Belki seven sevilir diye.
Hayalin hafızamdan silinene kadar, Izdırabından saçlarım dökülene kadar, Ağlamaktan gözlerim kör oluncaya kadar Her dakika Seni Seveceğim...
 
Gökyüzündeki yıldız sayısı kadar insan varsa eğer, sen çoban yıldızı olmalısın ! Hani yürek güzelliğiyle etrafını aydınlatan yıldız.
Ne dünden daha az, Ne yarından daha çok, Seni bugünde dün olduğu gibi, Yarın olacağı gibi çok seviyorum...
kırmızı bir gül yerde uzanmıştı solmuştu kararmıştı yaprakları hüzünlüydü kaldırdım onu yerden okşadım yapraklarını kokladım sen sandım atmaya kıyamadım
Sana GÜLÜM desem olmaz, solar gidersin, Sana BEBEĞİM desem olmaz, ağlar küsersin, Sana MELEĞİM desem olmaz, uçar terk edersin, SENİ SEVİYORUM desem, acaba ne dersin?
Neden durmadan yağıyorsun yağmur? Neyi ıslatmak istiyorsun? Cadde ıslak, Kaldırımlar ıslak! Gözlerimi ıslatmak istiyorsan, Onlar zaten ISLAK!!!
Düşünüyorum da düşüncelerin en güzeli, Beni düşünüp düşünmediğini düşünürken Düşündüğünü düşünmem olsa gerek diye Düşünüyorum!!!
Dünya güzel Hayat tatlı derler Yalan inanama Sevip sevilmeyince Mutlu olamayınca Arayıpta saadeti bulamayınca Bakıp da ellere Aldanma. Hayat bomboş...
ÖLMEYİ ALLAHA
YASAMAYİ SANA
AGLAMAYI KADERE
GÜLMEYİ SANA
SEVMEYİ KALBİME
SEVİLMEYİ SANA
BIRAKIYORUM GÜLYÜZLÜM.......
SEVERSİN BİR GÜN BİRİNİ
DERTLERİN İCİNDE BIRAKIP GİDER
MUTLULUGA KAVUSTUM DERKEN
ACILAR İCİNDE YAKARDA GİDER....
Seni umutlarımın ötesine koydum
Şimdi şarkılar senin şiirler senin
Seni sevdalar üstene koydum
GÜLYÜZLÜM BENİM
Aşkı koruyan benim sen sadece Sebepsin Aşkı körükleyen benim sen sadece Alevsin Hayaller kuran benim sen sadece Gülensin Yıkılan benim sen sadece Gidensin
Güller hep ellerinde açsın, ama dikenleri batmasın.Sevda hep seni bulsun,ama seni yaralamasın.Mutluluk hep yüreğine dolsun,ama beni unutturmasın.
  
Bugün bir çiçekcinin önünden geçerken bir çiçek ben çok güzelim beni al diyordu. Onu aldım ama güzel olduğu için değil seni gördüğünde utansın diye.
  
Ne varsa aradığım bilki sende bulmuşum..Senden öncesi yoktu,seninle var olmuşum..Sende bütün umutlar,sende bütün duygular..Beni sende arama,ben artık senin olmuşum.
  
Alaca karanlığı sevmem ben, ya gündüz olmalı ya gece. Kurşun ya alnından vurmalı yada namluda kalmalı. Yar dediğin ya senin gibi olmalı yada hiç olmamalı.
Paylaşmanın asaletini hiç bir zaman bencilliğin çirkinliğine tercih etme,ve öyle bi arkadaş seçki sen onun için ölümü düşündüğünde o senin için çoktan ölmüş olsun.....
Hayat bir tiyatro dediler bana bir rol verdiler en acısı benimki idi önce sev sonra terket dediler
Bir destan yazar gibi durmadan gündüz gece ben hep seni yazmışım yüreğime gizlice
Ne zaman sağır bir ressam kristal bir zemin üzerine düşen bir gülün çıkardığı sesi çizerse sana olan aşkım o zaman sona erer!!!
Kim güneşin üzerine buzlarla seni seviyorum yazarsa bil ki o seni benden daha çok seviyordur aşkım...
  
Gün gelirde arayıp bulamazsan beni, Yıldızlara doğru sessizce bak eni görürsün! Çünkü ben her zaman senin o güzel gözlerinin, Daldığı yerde olacağım Bi Tanem..
  
Beni kör kıyılarda merdivensiz bıraktın, Denizler ortasında yelkensiz bıraktın, Öylesine yıktın ki inançlarımı! Beni bensiz, beni sensiz bıraktın. |
zιуαяєт¢ι ∂єfтєяim

ѕιz∂є вιяşєуℓєя уαzıи lütfen...

Çiçekler
Çiçekler bizi mutlu eder mi?
Bu sorunun cevabını, yani çiçeklerin insanların duyguları ve kendilerini daha iyi hissetmeleri üzerindeki olumlu etkilerini, çiçek endüstrisinin bir parçası olan bizler çok iyi bilmekteyiz ancak bu olumlu etkinin bilimsel olarak kanıtlanması için New Jersey Devlet Universitesi çiçeklerin insan duyguları ve kendini iyi hissetme üzerine olan etkileri hakkında geniş çaplı bir araştırma yapmıştır.
Bir araştırma ekibi ile yakınen 10 ay çalıştıktan sonra dünyada ilk kez "Çiçeklerin İnsan Duygularına olan Etkileri" konulu araştırmanın sonuçları 22 Eylül 2000 tarihinde çiçek endüstrisine açıklanmıştır. Dr. Haviland-Jones tarafından çarpıcı bir tanıtımla açılanan araştırmanın sonuçlarına göre çiçekler normalde sanılandan çok daha fazla neşeli duyguları ortaya çıkarıyor, hayattan alınan zevkle ilgili duyguları yüceltiyor ve çiçekli ortamda bulunduğu andan itibaren kişinin davranışları çok daha pozitif olmaya başlıyordu. Sonuç olarak çiçeklerin, insan davranışlarının doğal ve sıhhatli bir şekilde düzeltilmesini sağladıkları ispat edilmiş oldu.
İşte araştırmanın sonuçları:
1. Çiçeklerin, mutluluk üzerine ani bir etkisi vardır: Araştırmaya katılanlar, kendilerine çiçek verildiğinde, bu çiçekleri gerçek ve sevinç dolu gülücüklerle karşılamışlar ve büyük bir zevk ve müteşekkirlik ifadesi sunmuşlardır. Bu reaksiyon, evrensel olup tüm yaş gruplarında geçerlidir.
2. Çiçeklerin duygular üzerinde uzun süre geçerliliğini koruyan pozitif etkisi vardır: Araştırmaya katılanlar, bir kimseden çiçek aldıklarında, depresyonları ve mutsuzlukları azalmış buna karşılık mutluluk ve hayattan aldıkları zevk artmış ve bu duygular uzun süre devam etmiştir.
3. Çiçekler daha samimi ve içten ilişkiler sağlamaktadır: Çiçeklerin bulunduğu bir ortamda, aileler ve arkadaşlar arası kurulan ilişkilerin daha samimi ve candan oldukları gözlemlenmiştir.
4. Çiçekler paylaşmanın sembolüdür: Araştırmada kişilerin evlerinin hangi bölümlerinde çiçek bulundurdukları da incelenmiştir. Çiçekler teslim alındıktan sonra kişilerce, antre, oturma odası ve salon gibi evin ziyaretçilere açık kısımlarına konuldukları gözlenmenmiştir. Bunun sebebi de çiçeklerin bulundukları ortamın atmosferini paylaşma duyguları ile doldurmasıdır.
Dr. Haviland-Jones son olarak: "Çalışmamda, bir çiçek aranjmanının insan duygularına yaptığı ani ve belirgin olumlu değişiklikleri yapan başka bir şey bulamadım" dedi.
Çiçeklerin Dili
Menekşe Ketum Aşk Kamelya Mağrur Aşk Lale Asil Aşk Mavi Gül İlahi Aşk Anemon Aşkta Saadet Gelincik Mazlum Aşk Kış Gülü Temizlenmiş Aşk Hercai Şefkatli Aşk Kırmızı Gül Ateşli Aşk Salkım Geçici Aşk İris Aşk Hatırası Sıklamen Aşk Haberi Krizantem Melankoli Papatya Uysal Aşk Küpe Aşkta Hafiflik, Hoppa Aşk
 
|
|
Dünya Dillerinde Seni Seviyorum
ALMANCA - Ich liebe dich ARAPÇA - Ana Ba-heb-bak ARNAVUTÇA - Te dashuroj BİRMANCA - Chit pa de BULGARCA - Jbichim te CAVACA - Kulo tresno ÇEKCE - Miluju te DANİMARKACA - Jeg elsker dig ENDONEZYACA - Saya cinta kamu ESTONYACA - Mina armastan sind FARSCA - Asheghetam FİLİPİNCE - Iniibig Kita FİNCE - Mina rakastan sinua FRANSIZCA - Je t'aime GALCE - Rwy'n dy garu di GRÖNLANDCA - Asavakit HAWAİİCE - Aloha I'a Au Oe HIRVATÇA - LJUBim te HİNTÇE - Mai Tumhe Pyar Karta Hoon HOLLANDACA - Ik hou van jou İBRANİCE - Ani ohev otach İNGİLİZCE - I love you İRANCA - Mahn doostaht doh-rahm İRLANDACA - Taim i'ngra leat İSPANYOLCA - Te amo İSVEÇÇE - Jag alskardig İTALYANCA - Ti amo İZLANDACA - Eg elska thig JAPONCA - Ore wa omae ga suki da KAMBOÇÇA - Bon sro lanh oon KATALANCA - T'estim molt KORECE - Tangshin-i cho-a-yo KORSİKACA - Ti tengu cara KÜRTÇE - Ez te hezdikhem LAOCA - Khoi huk chau LATİNCE - Vos amo LETONCA - Es milu tevi LİTVANYACA - Tave Myliu LÜBNANCA - Bahibak MACARCA - Szeretlek MAKEDONCA - Sakam Te MALAYCA - Saya sayangkan mu MALEZCE - Saya cinta kamu MAYACA - Canda munani NORVEÇÇE - Jeg elsker deg PAKİSTANCA - Mujhe Tumse Muhabbat Hai PERSCE - Tora dost daram POLONYACA - Ja cie kocham PORTEKİZCE - Amo-te ROMENCE - Te Ador RUSCA - Ya vas liubliu SIRPÇA - Ljubim te SLOVAKCA - Lubim ta SLOVENCE - Ljubim te SRİLANKACA - Mama Oyata Arderyi SURİYECE - Bhebbek TAHİTİCE - Ua Here Vau Ia Oe TAYLANDCA - Phom Rak Khun TUNUSCA - Ha eh bak UKRAYNACA - Ja tebe koKHAju VİETNAMCA - Toi yeu em YUGOSLAVCA - Ya te volim YUNANCA - S'ayapo ZULUCA - Mena Tanda W
|
|
|
 
|
|
****Beyaz Gül(masumiyet)****:Her nedense rengi beyaz olan herşeyin masum olduğuna dair yaygın bir inanış vardır. Örneğin beyaz gelinlik, o da masumiyeti, saflığı, bekareti simgeler. Halbuki kaç tane hatun kişi, bekaretine 17 yaşında veda etmiş olmasına rağmen, 37 yaşında beyaz gelinlik giymekte hiçbir sakınca görmez. Bu nedenle beyaz gül hadisesine temkinli yaklaşmakta yarar vardır. Bu gül hiç de masum olmayabilir; belki 10 tane çiçekle kırıştırmıştır, belki 150 tane arıyla cilveleşmiştir, nereden bileceğiz. Ancak, kriminal bir vakaya karışmadığı manasında bu tez desteklenebilir ve bence beyazlığı böyle anlamak yerinde olur.
Bir erkek bir kadına beyaz gül verdiğinde şöyle demek ister: Ben masumum, sen masumsun, onlar masum; hepimiz masumuz!..
Bir kadın erkeğe gül vermişse tek bir anlamı vardır: Ben masumum!
Bir de mesken masuniyeti vardir ki, konut dokunulmazlığı anlamına gelir ve konumuzla zerre kadar ilgisi yoktur. Varsa bile şimdi hiç uğraşamayacağım billahi.
****Kırmızı Gül(aşk)****: Kırmızı güle aşk anlamının yüklenmesi tamamen 'ya benimsin ya toprağın' zihniyetinin bir ürünüdür. Sevgilisine kırmızı gül veren aşık şöyle der adeta: "Eğer bana evet demezsen, seni öyle bir keserim ki, vücundan işte, tıpkı bu güllerin renginde kanlar akar. Billur kan, akar akar akar..." Böyle bir çiçek alan kadın kişi, çok iyi düşünmelidir. Karşısında gerçekten iflah olmaz bir aşık vardır ve bıçağın sokulduğu yerden akan kan ile, ilk gece akacak olan malum kan arasında bir tercih yapmalıdır.
Eğer bir kadın erkeğe kırmızı gül vermişse şu anlama gelir: Sana aşığım, ama buna kocam ne der hiç bilmiyorum!
****Pembe Gül(gönlüm sende)****: Değerli okur, bu gül bir tür 'elim sende' anlamını taşır. Çünkü, bu gülü vermekle erkek ya da kadın, verdiği şahsı gönlüyle ebelemiştir. Bu tür ebeleme çabaları bazen gebelikle sonuçlanır ki, bu da zaten istenen bir sonuçtur. Eğer, bu renk gülü alan kişinin medeni durumu verilen gönlü almaya müsait değilse, 'silahım belimde' anlamına gelen bir kaktüsle karşılık vermesi mümkündür.
****Sarı Gül(sıcak sevgi)****: Genellikle erkeklerin bayanlara vermeyi tercih ettiği bir gül türüdür ki, 'seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli' ilkesine zıt bir ideoloji içerir. Türkçe meali şudur: Ben öyle uzaktan sevemem. Şöyle mıncık mıncık, sarmaş-dolaş, öpüş-kokuş, ısçak-ısçak severim. Ne olur, cinsel olanı dahil tüm temas isteklerime yanıt ver!..
Kadının erkeğe verdiği sarı bir gül, 'dokun ama taciz etme' anlamına gelir.
****Pembe Karanfil(içtenlik)****: Erkeğin kadına verdiği pembe karanfil 'sana bağrımı, kalbimi, günah defterimi ve cüzdanımı açmaya hazırım' anlamına gelirken; kadının erkeğe verdiği pembe karanfil ise yalnızca 'çenemi açmaya hazırım' anlamına gelir. Pembe rengi hoş çağrışımlar yapsa da, bu renk bir karanfil erkeği hemencecik de 'eşcinsel' diye suçlamamak yerinde ve terbiyeli bir davranış olur. Ancak, yerinde duramayan ve terbiyesiz bir insansanız 'heh heh keh' diye gülümsemekle yetinseniz hiç fena olmaz.
****Sarı Karanfil(hüzün)****: Değerli okurlar, hüznümüzün ifade etmek istediğimiz zaman bu çiçekleri tercih ederiz. Bu çiçekleri muhatabımıza verdiğimiz zaman, doğal olarak sizin hüzünlü olduğunuzu anlaması gerekir. Ancak, çiçeklerin dili diye bir şeyden haberi yoksa muhtemelen 'aa kırmızı menekşelere bak ne hoş' cümlesini de sarfedebilir.
Erkeğin kadına verdiği bu renk bir karanfil şu anlama gelir: "Esasen ağlamaklığım söz konusu, ama erkekliğe mok sürmemek için sembolik bir anlatımı yeğliyorum." Kadının erkeğe verdiği sarı karanfiller ise gene yukarıda izah ettiğimiz gibi hüzünlü olduğunu gösterir, ancak bir farkla ki; kadın çiçekleri verir vermez zırıl zırıl ağlamaya başlar.
****Orkide(mağrur, gururlu)****: Değerli okurlar bu çiçek veren açısından da, alan açısından da gururu ifade eder. Hatta verilen(orkide) açısından da gururu temsil eder. Orkide açısından durum şudur: Madem ki bu kadar para ediyorum, madem ki TL'den bile kıymetliyim o halde gururluyum. Gururluyum öyleyse varım!
Erkek bir kadına orkide verdiğinde şöyle düşündüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz: Bir holdingte üst düzey yöneticiyim; garajda otom, sahilde yatım var. söyleyiniz hanımefendi Allah aşkına gururlu olmakta haksız mıyım?.. Mamafih gururum size aşık olmama engel değil. Ama aşkımı reddederseniz bu orkideleri başka bir kadına vermekte tereddüt etmem; bana kadın mı yok!
Bir kadın erkeğe orkide veriyorsa eğer, mutlaka şu cümleleri sarfeder: Ay pardon yanlışlık oldu, ben bu çiçekleri anneme verecektim!.. Gördüğünüz gibi, gururu gerçekleri söylemeye engeldir.
****Ağlayan Gelin(isyan)****: Erkeğin vermediği, kullanmadığı bir çiçek türüdür ve şahsen ben adını ilk kez duyuyorum. Parantez içinde de gördüğünüz üzere isyanı temsil eder. Tahmin edeceğiniz üzere yeni evlenen kadın(gelin), evlendiğinin daha birinci günü dolmadan, yanlış bir insanla evlendiğinin farkına varır ve bu duruma isyan eder. Ne var ki, bu duygularını bir günlük kocasına ve kendi ailesine izah etmesi mümkün değildir. Bu yüzden sembolik bir anlamı olan bu çiçeklerden 3 ton kadar alır ve önüne gelen herkese verir. Bu çiçeklerden alan erkek kimseler içlerinden şöyle derler: Bu evlilik bu isyana dayanamaz, kesin yakında boşanırlar. Ben şimdiden kadına yakınlık göstereyim de, dul kaldığı zaman belki bir olayımız olur!.. Görüldüğü üzere ağlayan gelinin durumu yürekler acısıdır.
****Menekşe(alçak gönüllü)****: Menekşe gözlü kadınlar(Elizabeth Taylor'un kulakları çınlasın) olmasa bile bu ismi taşıyan çiçekler alçak gönüllülüğün sembolüdürler. Menekşe üretimi ile alçak gönüllü insan sayısı arasında ters bir orantı vardır. Alçak gönüllü insan sayısı azaldıkça menekşe üretimi artar ve insanlar sözüm ona alçak gönüllüymüşlercesine önlerine gelene bu çiçekten vererek, herkesi menekşe manyağı yapmaya çalışırlar.
Örneğin işe yeni başlayan bir eleman, kadınsa erkek ve erkekse de kadın patronuna her gün menekye taşır. Bu şu anlama gelir: Ben haddimi bilirim, size layık biri değilim, yani sizde gözüm yok. Ayriyetten az bir maaşa çalışırım, izne ayrılmam, mesaiye kalırım, eşek gibi çalışırım.
Oysaki, daha menekşeler solmadan patronunu hafiften süzmeye ve zırt pırt zam istemeye başlarlar. Demem o ki, samimiyeti ifade eden pembe karanfillerle birlikte verilmedikleri takdirde bir kıymet-i harbiyeleri yoktur.
Son olarak tek olarak verilen menekşe alçaklığı temsil ederken, buket olarak verilenleri gönüllü olmayı imgeler.
****Gerbera(iyimser)****: Son yıllarda çok az alıcısı bulunan bir çiçek türüdür ki, en çok da gayrı safi milli hasılası yüksek ülkelerde rağbet görür. Ülkemizde en çok tüketildiği ve armağan edildiği yer Nimet Abla Milli Piyango gişesidir.
Erkek ya da kadın, loto ya da piyango kendilerine çıkabilir iyimserliği içerisinde mütemadiyen gişeye Gerbera taşırlar. Bu davranışa bir anlam veremieyen bayi ise, her defasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Acil Servisi'ni arayarak yardım talebinde bulunur. Enteresandır ki, bu zamana kadar hiç boşu olmamıştır. Şikayet ettiği her Gerbera müptelası ilgili kliniğe yatırılmıştır.
****Kırmızı Krizantem(sessiz istek)****: Hayli alımlı olan bu çiçek, ekseriyetle okullarda ve devlet dairelerinde rağbet görür. Örneğin bu çiçeği öğrenci öğretmenine vermişse şu anlama gelir: Hocam gözünün yağını yiyim, beni sınıfta bırakma!.. Öğretmen çiçeğin üzerine tebeşir tozu serpip doğruca çöpe atarsa hiç umut yok demektir ki, bu da sessiz isteğin redi anlamına gelir.
Bir vatandaş bu çiçeği herhangi bir devlet dairesindeki müdür, şef ya da amire verirse tek bir anlama gelir: Ah ne olur şu benim evrakımı bir imzalasan, ben sana daha ne çiçekler getririm. Eğer görevli, çiçeği almayıp da çiçeğin yeşil sapına işaret ediyorsa, bu onun krizantem değil dolar istediğine dair güçlü bir emaredir.
Sevgilisinden böyle bir çiçek alan kadın, çiçeği aldığı takdirde hangi isteğin sessizce dile getirildiğini iyi bir şekilde hesaplamak zorundadır. Aksi takdirde bir taciz olayıyla karşı karşıya kalabilir. |
 
|
|
|
SEVGİLİLER GÜNÜ'NÜN TARİHÇESİ
Sevgiler Günü'nün başlangıç tarihi eski Roma İmparatorluğu zamanına uzanıyor. Eski Roma'da 14 Şubat günü bütün Roma halkı için önemli bir gündü. Çünkü bu günde Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno'ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da biliniyordu. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia Bayramı başlıyordu. Bu bayram halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyordu. Bunun nedeni ise yaşantıları kesin kurallar ile sınırlandırılmış, bunun doğal sonucu olarak bir birliktelik yaşama şansı olmayan bu gençler sadece bu bayram süresince bile olsa birbirlerinin partneri oluyorlardı. Hangi genç bayanın hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir gelenek olan ve Lupercalia Bayramı'nın arife günü yapılan bir çekiliş ile belli oluyordu. Romalı genç kızlar isimlerini küçük kağıt parçalarının üzerine yazıp bir kavanoza koyuyorlardı. Genç Romalı erkkeler ise kavanozdan bu kağıtları çekerek üzerinde hangi kızın ismi yazıyorsa o kızla bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlardı. Bu birliktelikler birbirine aşık olan çiftler için bayram süresinin dışına taşıp genellikle evlilikle sonlanıyordu. İmparator 2. Claudius, Roma'yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdardı. Onun için en büyük problem ordusunda savaşacak asker bulamamaktı. Ona göre bu durumun tek sebebi Romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. İşte bu yüzden Roma'daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı. Aziz Valentine de Claudius'un hükümdarlığı zamanında Roma'da yaşayan bir papazdı. Kendisi gibi papaz olan Aziz Marius ile birlikte Claudius'un yasağına rağmen gizlice çiftleri evlendirmeye devam etti. Ancak imparator bu durumu bir süre sonra öğrendi. Aziz Valentine insanları evlendirmeye devam ettiği için tutuklandı ve yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek öldürüldü. Milattan sonra 270 yılının 14 Şubatı Hristiyan şehitliğine gömüldü. Aynı zamanlarda Roma'daki putperestler, şubat ayı içinde kutlanan Lupercalia Bayramı'nı kendi putperest tanrıları için kutluyorlardı. Bayram öncesi yapılan geleneksel çekilişi ise seromoniye bağlı kalarak kendileri için uygulamaya başladılar. Hristiyan Kilisesi'nin ilk kurulduğu yıllarda hizmet veren papazlar bu törenlerin, özellikle de evlenmemiş gençlerin putperestler ile birlikte anılmasından rahatsız oldukları için bir çözüm buldular. Bu gençlerin isimlerinin azizlerle birlikte anılmasını istedikleri için Lupercalia Bayramı'nın başladığı günü Aziz Valentine Günü olarak kutlamaya başladılar. O gün bugündür her yılın 14 Şubat'I Sevgililer Günü olarak kutlanmaya devam ediyor ve yeryüzünde kadın ve erkek beraber olduğu sürece de kutlanmaya devam edecek gibi. SAINT VALENTINE VE SEVGİLİLER GÜNÜ Milattan sonra ilk yüzyıllardan beri her yıl şubat ayının ondördünde kutlanan Sevgililer Günü'nün başlangıcı ile ilgili o günden günümüze kadar gelmiş çeşitli efsane ve hikayeler var. Bazı kaynaklara göre bu özel günün kutlanma sebebi Hristiyanlığı seçtiği ve bu inancından vazgeçmediği için öldürülen Romalı Aziz Valentine. 14 Şubat 270 yılında ölen Valentine'nin ölüm günü o günden sonra Sevgililer Günü olarak kutlanmaya başlanmış. Efsanenin başka bir yönü ise Aziz Valentine'nin İmparator Claudius hükümdarlığı ile aynı dönemde bir tapınakta papaz olarak hizmet vermesi ile ilgili. Claudius Valentine'i emirlerine uymadığı ve kendisine başkaldırdığı için tutuklatıp öldürdü. Bu olaydan 226 yıl sonra 496'da Papa Gelasius Aziz Valentine'i onurlandırmak için Şubat 14'ü Aziz Valentine Günü olarak belirlemiştir. Yıllar geçtikçe yavaş yavaş Şubat 14 sevgililerin, aşıkların birbirlerine aşk mesajları yolladığı bir gün haline geldi. Bununla pararel olarak Aziz Valentine de bütün sevenlerin koruyucu azizi haline gelip böyle anılmaya başlandı. Sevgililer Günü, 1800 yıllardan sonra Amerika'da Esther Howland'ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana günümüzde daha çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay haline geldi. Bunun doğal sonucu olarak olayın ticari yönü çok gelişti. Neredeyse herkes her yıl 14 Şubat'ta sevgililerine veya eşlerine bu günün ruhu ile bütünleşen, karşı tarafa sevgilerini anlatan hediyeler veriyor. Bu hediyelerin başında ise sade ama bir o kadar anlamlı çiçekler geliyor. Sevginizi alacağanız çikolata veya yollayacağınız bir kart ile de anlatmanız mümkün. Kısacası bu özel günde yanınızda gerçekten sevdiğiniz birisinin olması ve sevginizin karşılığının olduğunu bilmek herhalde hepsinden çok ama çok daha önemli.
|
 
|
|
Sen benim hayatımda olduğun sürece, ne sen kimseye rakip ne de kimse sana rakiptir. Daha nice sevgililer gününde beraber olmayı diliyorum.
  Yüreğim hafif ıslaktır benim kuytu köşelerde ağlamaktan ve rengi hafif uçuktur kurusun diye kaç kez güneşe asmaktan. Sevgililer günün kutlu olsun aşkım.
  Sevgililer gününde beyaz bir güvercin yolluyorum sana; kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi ve sadakat, karbeyaz tüylerinde umut ve gagasında iyi geceler öpücüğü, yanağını uzat. Yüreğin kadar yanındayım. Kendini yalnız hissettiğinde elini kalbine koy; ben hep ordayım!
  Hadi gel tut ellerimi! Benimle yan! Benimle meydan oku her çaresizliğe! Benimle uyu benimle uyan. Birlikte varalım nice yıllara.
  Bütün mevsimleri bir günde, bütün yılları bir mevsimde yaşamaya razıyım seninle... Daha nice sevgililer gününü beraber geçirmek dileğiyle.
  İnsanlar tanıdım yıldızlar gibiydi, hepsi parlıyordu. Ama ben seni, güneşi seçtim, bir güneş için bin yıldızdan vazgeçtim. Sevgililer günümüz kutlu olsun!
  Bu sevgililer gününde beyaz bir güvercin yolluyorum sana kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi ve sadakat, karbeyaz tüylerinde umut ve gagasında iyi geceler öpücüğü, yanağını uzat.
  Ne zaman tutsam ellerini gözlerimin önünden mevsimler geçer, ne zaman gözlerin gözlerime değse samanyolundan bir yıldız düşer. Sevgililer günün kutlu olsun!
  Denizi içerken maviler takıldı boğazıma, karaya vuran balık gibi çırpınıyorum. Mavi gözlerini özlüyorum. Sevgililer günün kutlu olsun.
  Nasıl ki uzaktaki yıldız parlak gelirse insana, uzakta olduğun için tutkunum sana! Hani en güzel aşklar imkansız gelir ya insana, imkansız olduğun için tutkunum sana. Sen çöllerde serap, engin denizlerde yakamoz, ormanın denizinde huzur gibisin, ışığım sensin, güneşimsin... Bil ki çok özlendin... Sevgililer günün kutlu olsun!
  Gözlerin nehir kirpiklerin köprü olsa, ben üzerinden geçerken ipler kopsa ve düştüğüm yer dudakların olsa. Sevgililer gününde bir öpücük borçlusun bana.
  Hani gözler vardır sözleri anlatır, hani sözler vardır gözleri anlatır, bir de aşk vardır seni anlatır... Nice sevgililer günlerine minik bebeğim.
  Seni her düşündüğümde kalbime bir yıldız çiziyorum. Benim şimdi kaç yıldızım var biliyor musun? Benim artık bir gökyüzüm var... Sevgililer günümüz kutlu olsun!
  Bugün her zamankinden farklı bir şey yapayım dedim olmadı yine sana defalarca aşık olup seni düşündüm... Sevgililer günün kutlu olsun!
  Yedi ayrı iklimden yedi çesit arı getirseler yedi çesit arı yedi ayrı çiçeği dolaşsa yedi ayrı çiçekten bal yapsa senin kadar tatlı olamaz... İyi ki varsın!
  O kadar güzelsin ki yüzüne bakamıyorum. Titriyor ellerim, ellerini tutamıyorum. Dolanıp sarmak geliyor içimden, saramıyorum. Öylesine bağlanmışım ki, sensiz duramıyorum. Uykudan uyanınca insanı uyandığına pişman eden, geri dönmek isteyip de dönemeyince çaresizlikten delirten, hayatta bir defa görülebilen harika bir rüyasın! Seni çok seviyorum. Sevgiler günümüz kutlu olsun sevgilim!
  Sana bahçeden gül değil güneşten atom koparıp getirmek istiyorum ama kalbim gibi ellerin de yanar diye korkuyorum. Sevgililer günün kutlu olsun.
  Bazı rüyalar diğerlerinden daha uzun sürer. Bazıları da çok çok güzel olur.Benim en uzun ve en güzel rüyam, şu an bu mesajı okuyor. Seni çok ama çok seviyorum biriciğim. Sesini duysam da her an yüzünü görmek gibideğil, özlediğimi bil her an çünkü hiçbir şey seni sevmek gibi değil! Seni o kadar çok özledim ki... Sevgililer gününde yanında olup sana sana sarılmak için çıldırıyorum...
  Paylaştıkça çoğalan tek şeyin sevgimiz olduğunu hiç unutmayalım ve sevgimizi daima çoğaltalım sevgilim. Daha nice mutlu sevgililer gününe.
  Beni karanlıktan aydınlığa, yalandan gerçeğe, ölümden ölümsüzlüğe götürdüğün için teşekkürler. Seni seviyorum. Daha nice günlere hep birlikte canım.
  Yaşamak özlemsiz, özlem sevgisiz, sevgi sensiz olmaz! Unutma ki sevmek daima beraber olmak degil, sensizken bile seninle olabilmektir... Bu sevgililer gününde yanında değilim belki ama özlemim sevgim hep seninle. Seni seviyorum!
  Seni denizdeki kumlar, gökteki yıldızlar, ormandaki ağaçlar, dünyadaki insanlar, okyanustaki sular, sahildeki martılar ve güneşin ışıklarından daha çok seviyorum. Birlikte daha güzel günlere gitmemiz dileğiyle sevgililer günün kutlu olsun!
  Bir demet gül vermek isterim sana. Güllerden güzelsin aslında. Gülü bir gün, seni sonsuza dek seviyorum.
  Öperim dudaklarından gül kokulu yanaklarından her dem gözlerimin hapsindesin kalbimin tek sahibisin... Sevgililer günün kutlu olsun!
  Dün gece sen uyurken kızıla boyadım denizleri, uçurumdan attım sessizliği, haber saldım rüzgarlara fısıldasınlar seni ne çok sevdiğimi ve özlediğimi.
  Sevgililer gününde belki yanında değilim ama dünde, bugünde, yarında yüreğin kadar yanındayım. Kendini yalnız hissettiğinde elini kalbine koy; ben hep ordayım!
  Gönlüme taht kurdun, gönlümün sultanı oldun, gece gökyüzünde parlayan yıldızım, sabah ise ruhuma doğan güneşim oldun. Sevgililer günün kutlu olsun!
  Okadar güzelsin ki yüzüne bakamıyorum. Titriyor ellerim, ellerini tutamıyorum. Öylesine bağlanmışım ki sensiz duramıyorum. Sevgililer günün kutlu olsun!
  Bana bir günün 24 saat, bir saatin 60 dakika ve bir dakikanın 60 saniye olduğu öğretildi ama sensiz geçen bir saniyenin sonsuzluk kadar uzun olduğu öğretilmedi. Yaşamımızın her anında birlikte olmamız dileğiyle sevgilim... Sevgililer günümüz kutlu olsun.
  Biliyorsun her gökkuşağının bittiği yerde bir hazine saklanırmış. Gökuşağını takip ettim geçenlerde sende bitti... En değerli hazinemsin benim, canımsın.
  Bazı rüyalar diğerlerinden daha uzun sürer. Bazıları da çok çok güzel. Benim en uzun ve en güzel rüyam şu an bu mesajı okuyor. Sevgililer günün kutlu olsun!
  Seni ne kadar sevdiğimi merak ediyorsan, yağan yağmurun her damlasını tutmaya çalış, tutamadığın her yağmur damlası kadar seviyorum seni...
  Sana dalgalardan kalem yaptım ve kıyıya seni seviyorum yazdım, sen de inandın değil mi? Sen delisin, seni sevmedim, sana bağlandım sana taptım.
  Sen güneşin doğduğu, karanlığın bittiği yerdesin sen hep kalbimde yatan tek sevgilimsin. Sevgililer günün kutlu olsun!
  Eğer gökyüzü bir parça kağıt, deniz bir şişe mürekkep olsaydı yine de sana olan duygularımı yazmaya yetmezdi. Seni o kadar çok seviyorum ki.
  Seni yıldızlara benzetiyorum onlar kadar uzak onlar kadar erişilmezsin ama bir farkın var onlar bin tane sen bir tanesin. Sevgililer günün kutlu olsun.- |
 
|
|
Ömür boyu böyle mutsuz Güzelligin solacak ya İçindeki fırtınalar Hep içinde kalacak ya İşte buna yanıyorum Hayat hüzün,gülüşü yok Bir hayat ki sönüşü yok Pişmanlıgın fayda vermez Bu gidişin dönüşü yok İşte buna yanıyorum...
 
Nasıl çıkarsın aklımdan Ruhumdasın unutmadım Feryadımda, eyvahımda Ahımdasın unutmadım Şiirimsin türküm sensin Telaşımsın derdim sensin Gözlerimden dökülensin Yaşımdasın unutmadım Sevdan uykuya salmaz ki Geceye derdim sıgmaz ki Uykular unutturmazk ki Düşümdesin unutamadım...
 
Ne karşımda duran olur, Ne peşimde yoran olur, Ne halimi soran olur, Kapın hasret vurulmaya,
Yanlızım yapayanlız, Yanlızım yapayanlız,
Gönül artık son gişede, Ne onda ne bunda gözüm, Unutuldum bir köşede, Sorulmaya sorulmaya,
Yanlızım yapayanlız, Yanlızım yapayanlız,
 
Gün gelirde arayıp bulamazsan beni, Yıldızlara doğru sessizce bak beni görürsün! Çünkü ben her zaman senin o güzel gözlerinin, Daldığı yerde olacağım Bi Tanem..
 
uzaklardasin biliyorum, gözlerim hala seni söylüyor, varligima issiz olsam da, gözlerim hala sen bakiyor, bugünlerde hiç bitmeyen bir sizi var içimde, ama bir tek gerçek var ki içimde, askim hala seninle...
 
Sevdin mi?
Bir yanım hep boş Sen yoksun diye Söyle hiç düşündün mü beni Uzaklara dalarak, Çevrenden soyutlayarak kendini Kaç kere bedenin dersteyken Ruhun yanımdaydı söyle Kaç kere aramıza birilerini soktun Kaç kere elin telefona gittide Numaramın sende olmadığını farkettin Söyle sevdiğim kaç kere kaçıp gelmek istedin Sadece beni görebilmek için Gerçekten sevdin mi beni Yada sevmeyi denedin mi İsteseydin yürekten severdin Başkalarını sevdiğin gibi...
 
Her mevsim kalbimde kır çiçeğim benim. Dualarım sana,gözbebeğim benim. Ölsem de vazgeçmem tek dileğim benim. Sen benimsin ben de senin. Sonsuza kadar yemin ederim. Benim canım sevgilim.
 
birtanem sabahi bekledim saatlerce ama ya sonra sen yoksun ya simdi korktum belki sabah olmaz diye olsa da sen yoksun diye...
 
uyandik rüyamizin en güzel yerinde simdi gözlerim yagmur sonrasi birkaç bugulu hatiran bana kalan avuçlarimda iki yüzük aci yazima yemin olan aci yazgima sebep sevdan..
 
gitme ruhum... sen yokken hicran düser bu sehre gitme sevgim... sen yokken tutsak düserim bu isyan gecesine ölürüm... sen yokken...
 
sevdam Istanbul...kirik hayaller sehri... uzaklara prangasin... masum çocuk hüzünleri sarar yoksan beni.. yakacagim...yoksun sen... geçtigin her yeri...
 
biliyorum agliyorsun bir yerlerde ben de agliyorum kadere inat hala sana derinlerimden can alan canimi aliyor nasil unutabilirim ki seni unutamam... unutamam yas tutmus yüregim...
 
Sevgilim bil ki senden uzak, Ne güzellikleri avutur beni bu şehrin, Ne de yıldızlı akşamları!... Özlemin bir nehir olmuş yarar girer içimde ki dağları!...
 
Bir yağmur damlası seni seviyorum anlamını taşısaydı, Ve sen bana seni ne kadar çok sevdiğimi sorsaydın eğer, inan ki sevgilim, gökten yağmur yağar, Fırtınalar kopardı!
 
Seni ne kadar sevdiğimi öğrenmek istersen Yere düsen her yağmur damlasını tutmaya çalış; Tutabildiklerin senin sevgin Tutamadıklarınsa; benim sana olan sevgimdir.
 
Bir romanı okuyup da bitiremediğim, Bir hayaldin yalvarıp da hükmedemediğim, Bir sendin merhaba deyip de elveda diyemediğim, Tek bildiğim var oda SENİ ÇOK SEVDİĞİM.
 
Tek kaldım DÜNYAM sen olur musun? Deniz kadar sevdim DALGAM olur musun? Ateş gibi yandım ALEVİM olur musun? İlk değilsin ama SON AŞKIM olur musun?
 
Yoklugunda buldum seni! Yoklugunda sevdim! şimdi gelsende gelmesende farketmez!!! Ben seni değil, Bendeki seni, Hayalini sevdim!!!
 
Kimine göre ateştim cayır cayır yanan, Kimine göre bir yıldız hep parlayan, Kimi çiçeğe benzetirdi hiç solmayan, Ama ben senin için su olmak isterdim hep muhtaç olunan.
 
Sen benim sarhoşluğumsun... Ne ayıldım, ne ayılabilirim, Ne ayılmak isterim. Başım ağır, dizlerim parçalanmış Üstüm başım çamur içinde Yanıp-sönen ışığına düşe kalka giderim.
 
Bakışlar vardır insani ömür boyu ağlatan. Yollar vardır aşılması güç olan. Kalpler vardır acılarla parçalanan. Ve insanlar vardır hiç unutulmayan. Sanma beni sevipte bırakanlardan. Benim sevgim mezara kadar olandan
|
|
|
|
ѕєνgιуι göя∂üм αzяαιℓ'ιи кαяαиℓıк уüzüи∂є... 2006/5/16
ѕєиι υиυтмαк ιçιи αи∂ ιçтιм gözℓєяιи gєℓ∂ι αкℓıмα ναzgєçтιм.
        
|
|
Seni ben degil gozlerim secti, onlar sevdi onlar begendi. Sen benim degil onlarınsın gittiysen bana ne onlar aglasın...
  
Sen gunesin dogdugu, karanlıgın bittigi yerdesin sen hep kalbimde yatan tek sevgilimsin...
  
Sesini duysam da her an yuzunu gormek gibi degil, ozledigimi bil her an cunku hicbir sey seni sevmek gibi degil!
  
DENIZ YA KUDURMALI YA DURULMALI,HANCER YA SONUNA KADAR SAPLANMALI YA KININDA DURMALI.SEVECEKSE INSAN YA OLUMUNE SEVMELI,YADA HIC SEVMEMELİ.
  
gül bahçesinde geçsede ömrüm,inan senin üstüne gül koklamam gülüm,seni koklamak olsada ölüm,inan ugrunda ölmeye deger be gülüm.
  
bir gül olmak isterdim!neden mi?beni koparıp kokladıgında vücudunun en derinliklerine girip birdaha oradan çıkmamak için.
  
yüregümde tek arzu,hayalimdeki tek tutku,beni yaşatan tek duygu senmişsin bebegim...
  
sevmiyorum şu saatin sesini ,akmasın dursun zaman.herşeyin bir öncesi ve sonrası vardır derler ya;YALAN.senden önce vardım belki ama aşkım senden sonra olmayacagım inan.
  
birgün yamurlara yakalanırsan benden kaçtıgın gibi yagmurlardanda kaç.çünkü bulutların arkasında kaybolan aşkı için ağlayan benim.
  
aşk kaçmaktan çok kovalamak,görmekten çok özlemek,gitmekten çok beklemek,dokunmaktan çok düşünmektir.ve aşk öyledirki nerde imkkansız varsa onu seçer.
  
uyanınca uyandıgına pişman eden,geri dönmek istyipte dönemeyince çaresizlikten çıldırtan.hayatta sadece bir kez görülebilen harika bir rüyasın sen.
  
Ilık bir rüzgar esti buradan,nereden estigini bilemedim.Nereye gidiyorsun dedim,özlenen heryere dedi aklıma sen geldin çünki özlenen sendin.Birtanem
  
Balıkların sevgisini bilirmisin birbirlerine dokunamazlar ama sevgilerini hep yüreklerinde hissederler bende şimdi sana dokunamıyorum çünkü sen hep yüregimdesin...
  
Beklemek güzeldir güzelim,dönecekse eğer beklenen...Özlemek güzeldir güzelim,özlüyorsa eğer özlenen...
  
Özleiğim ne sensin ne de bir başkası...Özlediğim gerçekten hissetmeden bana "seni seviyorum"demeyecek biri..
  
Hani insan ağlamak ister,gözlerinden yaş gelmez!Hani gülmek ister,yürekten gülemez!Hani birini bekler o hiç gelmez!İşte o zaman ölmek isterde ECEL gelmez!...
  
Gölerimi kapattığım an gözümün önünde,konuşmaya başladığımda ismin ağzımda,sanki benim gölgem gibisin peki ya ben senin için neyim söylermisin?
  
Özlem bence ne bir şeye duyulan hasret nede ulu bir arzulayış.O bence içten içe ağlayış yada senden ayrı yaşayış...
  
Yaşamak özlemsiz,özlem sevgisiz,sevgide sensiz olmaz...Unutma sevmek daima beraber olmak değildir.Sen yokken bile seni yürekte yaşatabilmektir...
  
Biraz buruk bir duygu yüklenirse yüreğine gözlerin zaman zaman takılırsa uzaklara kulakların ansızın çınlarsa bilki bir yerlerde delice özleniyorsun.
  
Yaprak sararıp düşerken yere,o güzel gözlerini çevir göklere,hergün istemem,yılda bir kere,adımı anmayı sakın unutma.
  
Sen seni özleyenlerin özleminden habersiz özlenmektesin sen var ya sen özlenenlerin içinde en çok özlenensin.
  
Ben her gece sen uyurken deniz olup vuruyorum sahillere,rüzgar olup esiyorum sessizce,sen uyurken yüregim geliyor üstünü örtmeye,bensizken üşümeyesin diye!
  
Unutamam ki,beni hiç tanımamışsın,severken unutmak olmaz anlamamışsın,bunca yıl yalanmış aşkı bulamamışsın,yanı başımdaydın oysa çok uzakmışsın..
  
Usandım yeşermiş umutsuz bahçeyi beklemekten,usandım,tarla kuşunun sesinden usandım bu yürekten kendimden usandım durup durup seni özlemekten.
  
Bir soluk kadar yakın,yıldızlar kadar uzak derler sevgi için,uzanırsın yetişemezsin,yetişirsin dokunamazsın,dokunursun vazgeçemezsin,vazgeçersin ama UNUTAMAZSIN...
  
Hayat yaşandıgı kadar vardır gerisi ya hafızalardaki hatıra,ya hayallerdeki ümittir.Hüsranı ise tek yerde kabul ediyorum yaşamak varken yaşanmamış olmakta...
  
Herşey sagır içimde ne şiir ne müzik,dünyadan bezmişliğim dünyalar kadar eski,öylesine dağılmış öyle yıkılmışım ki bu ne bitmez ayrılık bu ne özlem diyorum...
  
Kış baharı özler bende seni,toprak suya hasret bende sana,acımasız bir dünya herşeyi yaşlan,sevgisiz bir hayat mecburuz buna.
  
Şimdi sensizligin uçurumlarındayım.Girdaplarındayım yalnızlıgımın.Yokluğun kaygı...özlemlerindeyim.Yüregimin seninle oldugu heryerdeyim.
  
Aşkına tutulup göz yaşı döken,sensizliğin acısını yıllarca çeken,her an aşkından buynunu büken,o benim gönlümür işte gönlüm...
  
Yüregim umulmayan yaralarla baş edemezken bir tatlı gülüşünü özledi gözlerim ve sen hangi alemde hangi düşlerde isen gel çünkü gülüşünü "ÇOK ÖZLEDİM"
  
biri var uzaklarda haykırıyor,biri var uzaklarda seni özlüyor,biri var uzaklarda seni sensiz yaşamaktan korkuyor,biri var uzaklarda sen ço ama çok seviyor...
  
Eger canın sıkılıyorsa,gece herzamankinden karanlık gözüküyorsa,gökyüzüne bak ve sabahı düşün,inan sabahı bekleyen tek sen olmayacaksın..
  
Sen güllere özenme güller sana özensin.Üzme tatlı canını sen güllerden güzelsin.Sevgi kadar özgür,özgürlük kadar vazgeçilmezsin.sen varya sen herzaman bitanemsin...
  
Giderim umutsuzca yelkensiz gemi misali,hasretin vurur beni vafasız bir hançer gibi,sanmaki korkarım ben ölümden..Acı ayrılıktan korkarım senzizlik ne demektir bilemezsinki.Ayrılıktan acı ölümden gerçek...
  
Ellerini tutmaktan değil,birgün bırakmaktan korkarım,acı çekmekten ağlamaktan değil seni incitmekten korkarım sen benim tek sevdigimsin.Ben sensizlikten korkarım.Seni Seviyorum..
  
Hasretin öldürdü beni!Şimdi geceler çaresiz,geceler sensiz,biröpüşten daha sıcak şimdi yağmur damlası,gelip konar dudaklarıma sessiz.Söylemişmiydim hasretin öldürdü beni hiç sebepsiz..
  
Zaten tabiatı ayrılık üzerine kurmamışmı yaradan.Yaprak düşer dalından damla ayrılır bulutlardan seviyorum seni derken bile ayrılır sözler dudaklardan...
  
Yalnızım birtanem.Yine dün gece ismin vardıdudağımda tek hece gözlerim yollarda kulagım seste her gece beklerim gelirsin diye.
  
Elimde denizden çaldığım bir midye var.Denize o kadar uzak ki senle ben gibi ama aramıza bir fark var o denize sen bana aitsin.
  
Oradasın biliyorum ama ulaşamıyorum...var olduğunu biliyorum ama dokunamıyorum...Konuşuyosun biliyorum ama duyamıyorum...Uzaktaki sevigim seni çok özlüyorum.
  
Gözlerimde gezdirdiğin gözlerine,senin sevginin verdiği güvene,kelimelerimi çalan dudaklarına kısacası sana özlemim var...
  
Gece karanlığa gömülürken.Seni beraberinde götürdü,karanlık dünyama ışık olmanı beklerken,bir yıldız misali avuçlarımdan ayıp gittin...Seni Özleyecegim.
  
Tanrım bir benzerini tıpatıp yaratsada,seni yine tanırım bana nakışın yeter,bitse ömür bu beden bir kabre yatsada sesini ruhum tanır.Beni anışın yeter...
  
Seni yüreğimden atabilsem atamıyorum,seni gözlerimden silebilsem silemiyorum,sensizlik acısını çekemiyorum,dönersen diye koştum camlara ama yoksun yine yok...
  
Merhaba hasret kokan sevgilim.Satırlarım seninle başlayıp seninle bitiyor.Ama ne gecem ne gündüzüm sen siz geçiyor hasretin yüregimde alevlenirken seni arıyor bu yürek ve sevginin damarlarımda akarken lanet okuyor bana zalim felek.. |
        
|
BİR GÜL OLSAYDIM
Bir gül olsaydim Yapragim olur muydun? Kirmizi yapraklarima kan veren Topragim olur muydun?
Bir gül olsaydim Sende bulut olur muydun? Benden uzak oldugun için Aglar durur muydun?
Bir gül olsaydim Beni dalimdan koparir miydin ? Odandaki vazoya kor Herzaman yanimda olur muydun ?
Eger bir güle bu kadar deger verirsen Onu candan çok seversen Birak bu gülün bir yapragi olayim Ve gözlerinin önünde yavas yavas solayim.
Sende benim gibi gül olamayasin Hasret acisi ile sararip solamayasin Güller tek degildir bir birine benzer Ama sen benim birtanemsin
  
GüLLeRDe AĞLAR
İçimdeki güllerin boynu bükük Bir zaman kalakalıyorum öylece Saatlerce bakıyorum Boş duvarların belli belirsiz yerlerine Bir şeyler düşünüyor gibiyim Buğulu gözlerle Oysa beynim boş, fikirsiz düşüncelerle Herkes bir şeye üzüldüğümü biliyor gibi Oysa bir isim koyamıyorum acıma Ne beni biranda, apansız yıkan Nelerden sonra anlıyorum gittiğini İçimdeki güller ağlar ben ağlarım Şimdi anlıyor gibiyim Biranda iradesiz oluşumu Yıkılışımı dertlerimi Meğer ne çok sevmiş Bu deli gönül seni Oysa ardına bakmadan, gidenlerden değil miydik Ölenleri gözümüzden, yaş akmadan gömenlerden değil miydik Biranda iki duygu taşıyamaz yürekler derdim Bir yanda ölümüne sevgi, bir türlü kopmayış Şimdi sende yaşıyorum ve galiba seni şimdi anlıyorum
  
biliyorum agliyorsun bir yerlerde ben de agliyorum kadere inat hala sana derinlerimden can alan canimi aliyor nasil unutabilirim ki seni unutamam... unutamam yas tutmus yüregim...
  
sevdam Istanbul...kirik hayaller sehri... uzaklara prangasin... masum çocuk hüzünleri sarar yoksan beni.. yakacagim...yoksun sen... geçtigin her yeri...
  
gitme ruhum... sen yokken hicran düser bu sehre gitme sevgim... sen yokken tutsak düserim bu isyan gecesine ölürüm... sen yokken...
  
uyandik rüyamizin en güzel yerinde simdi gözlerim yagmur sonrasi birkaç bugulu hatiran bana kalan avuçlarimda iki yüzük aci yazima yemin olan aci yazgima sebep sevdan..
  
SEVGİLİYE
Her mevsim kalbimde kır çiçeğim benim. Dualarım sana,gözbebeğim benim. Ölsem de vazgeçmem tek dileğim benim. Sen benimsin ben de senin. Sonsuza kadar yemin ederim.
Benim canım sevgilim.
  
SEVGİ
Bakışlar vardır insani ömür boyu ağlatan. Yollar vardır aşılması güç olan. Kalpler vardır acılarla parçalanan. Ve insanlar vardır hiç unutulmayan. Sanma beni sevipte bırakanlardan. Benim sevgim mezara kadar olandan
  
SEN BENİM SARHOŞLUĞUMSUN...
Sen benim sarhoşluğumsun... Ne ayıldım, ne ayılabilirim, Ne ayılmak isterim. Başım ağır, dizlerim parçalanmış Üstüm başım çamur içinde Yanıp-sönen ışığına düşe kalka giderim.
  
yaşayan ölü Hayatta en acı veren şey aşktı çünkü o bana her an acı çektirdi çünkü o beni her akşam ağlattı çünkü o benim hayatıma son verdi ilk zamanlar mutluluk verdi her akşam sabaha mutlulukla uyanırım saçlarımı tarar,ayakkabımı boyardım aşkıma güzel gözükmek için onu mutlu etmek için herşey çok güzeldi taki onun bana son bakışını yaşatmadan önce en çok koyan neydi biliyormusun onun bana artık bitmesini gerektiğini söylediği zaman gözlerimin içine bakıp ağlaması sonra birbirimizi sevmedik demesi o koydu bana ondan sonra halim bu işte artık saçlarımı taramam saç sakal birbirine karıştı yani ayakkabılarımı hiç sorma ayakkabı giyme zahmetinde bile bulunmuyorum Anlıyacağın ben yaşayan ölüyüm artık...
  
Seni Seviyorum Koyu siyah gecelerde ki yalnızlıkların, Birazda duygu yüklü trenlerde geçen Yorucu sevdaların bitkinliği ve Dört duvar gecelerin isyanı var içimde…
Tek tesellim, Yokluğunla boğuşarak geçen günlerin ardından Sana kavuşmak oluyor düşlerimde. Ve en güzel anlarımı yaşıyorum Tek buluşma noktamız olan düşlerde…
Dilime söz geçiremiyorum seni görünce Ve susuyorum, elimden bir şey gelmiyor, Boynumu bükmek dışında çaresizlikler içinde. Anlatmanın yolunu bilmiyorum duygularımı, Ama artık kaybetmekte istemiyorum.
Sözlerin anlatamadığı yerlerde devreye giren Ve belkide beni benden daha iyi bilen Mısraların şahitliğinde söylüyorum: Seni seviyorum…
  
Anlatamıyorum
Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum.
  
...:: seni seviyorum ::...
SevGiNi KaLBiMDe HiSSeTMeK
ELLeRiNi TuTMaK İsTiYoRuM
NeDeN Ve NiCiN DeMeDeN
İsMiNi HaYKiRMaK İsTiYoRuM
SeNiNLe YaSaMaK İsTiYoRuM
En GüZeL DuyGuLaRi
Ve SoNSuZa DeK Bu HaYaTi
İCiMDeKi Bu BoSLuGu
YaLNiZ SeNiNLe TaMaMLaMaK İsTiYoRum
OLuR OLMaZ DiYe DüSüNMeDeN
ReSMiNi DeGiL,SeNi ÖpMeK İsTiYoRuM
UyUMaDaN ÖnCe HeR GeCe...
MüMKüN OLMaYaCaGiNi BiLe BiLe...!
  
DÜSÜNCE
SENİ DÜSÜNDÜM DÜN BÜTÜN GECE
BİR CARE ARADIM SENSİZLİGİNE
DÜSÜNCELERİMLE KOYULASTİ KARANLIKLAR
GÖZYASLARIMLA ISLANDI YASTIGIM
BÖYLECE UYKUYA DALDIM
GÜN ISIGINDA KALBİMDEN SIZAN
ILIK BİR KAN DAMLASIYLA UYANDIM
O ZAMAN SENSİZLİGİN ACISINI ANLADIM
GÜLYÜZLÜM BENİM.....
  
tebrikler tebrikler kazandin birde sen ezdin yarali kalbimi hicmi utanmadin hicmi düsünmedin beni ben sevdim seni delikanli gibi adam gibi soruyorum simdi sana senide benim gibi,seven olurmu simdi??
  
SEVERSİN BİR GÜN BİRİNİ
DERTLERİN İCİNDE BIRAKIP GİDER
MUTLULUGA KAVUSTUM DERKEN
ACILAR İCİNDE YAKARDA GİDER....
SENİ UMUTLARIMIN ÖTESİNE KOYDUM
SİMDİ SARKİLAR SENİN SİİRLER SENİN
SENİ SEVDALAR ÜSTÜNE KOYDUM
GÜLYÜZLÜM BENİM...
  
ÖLMEYİ ALLAHA
YASAMAYİ SANA
AGLAMAYI KADERE
GÜLMEYİ SANA
SEVMEYİ KALBİME
SEVİLMEYİ SANA
BIRAKIYORUM GÜLYÜZLÜM.......
  
BİR GÜN DERİM
BİR GÜN ASKINDAN VAZGEC DERLERSE VAZGECEMEM ASK HAKKIMDIR DERİM BIKMADINMI BU SEVDADAN DERLERSE ONU BİLMEM SEVEN GÖNLÜM BİLİR DERİM
ACEP SENİ SEVİYORMU DERLERSE YETER ARTIK BUNDAN SİZE NE DERİM FAKAT BASKASINI SEVİYOR DERLERSE SESSİZCE AGLAR,VEFASIZ DERİM
  
Sorma gülüm sorma Bir garip haldeyim işte Gitmeseydin diyorum Gitmeseydin Beni böyle bırakıp da yıkıp da Sensiz kala kaldım ortalıkta Tadı tozu yok hayatın Ortalık yangın yeri Ortalık toz duman Umutlarım kalmamış Gönlüm talan gönlüm viran Yaşıyorum öylesine Yüregin feryadını dile getir Yanık türkülerde ara sevdaları Kaybedilmiş ne varsa aşka dair Kapatıp gözlerimi dinliyorum Yani yaşıyorum öylesine
  
Dünya güzel Hayat tatlı derler Yalan inanama Sevip sevilmeyince Mutlu olamayınca Arayıpta saadeti bulamayınca Bakıp da ellere Aldanma. Hayat bomboş... |
|
|
кαℓвiм ѕєиi υиυтα¢αк кα∂αя нαiиѕє,
єℓℓєяiм σиυ ραяçαℓαуα¢αк кα∂αя αѕi∂iя.
        
  

Seviyorum diye ümit veripte
Unutur insanı senin gibiler
Birini koluna takıveripte
Çıldırtır insanı senin gibiler 2006/4/19 уαѕαℓ υуαяı
αşαgı∂α σкυуα¢αgıиız fıкяαℓαя & ѕözℓєя тєявιуєѕιz∂ιя
Ilk seferde kazamazsan, suçu amirlerine at, ikinci seferde kazamazsan hile yap, üçüncü seferde kazanamazsan vazgeç, salakligin alemi yok...
Karanlıktı,gözleri parlıyordu eğildim bacaklarını ayırdım,memelerini avuçladım.çok zevk alıyordum...çünkü hayatımda ilk kez inek sağıyordum.
Duyduguma göre dün gece sokaga çıkmışsın, önünü iki yankesici kesmiş ya paranı ya götünü demiş helal olsun beş kuruş kaptırmamışsın..
Bazen agladıgında kimse göz yaşını silmez,bazen için yandıgında kimse acını görmez,bazen mutlu oldugunda kimse gülüşünü anlamaz ama bi "OSURSAN "herkez duyar..
Şuanda elinde tuttugun alet bir uzaylının cinsel organıdır.Her tuşa bastıgında uzaylı zevk alıyor.Eger bu yazıyı okurken gülüyosan demekki sende zevk alıyosun..
Dokuz parmagında dokuz marifet var.bir parmagıyla hep BURNUNU karıştırıyor..
Ne yersen ye asit yapar agzında FALIMA gerek yok zaten diş yok agzında...
Bir çin atasözü derki;kakono hakiri sokomoyu tokjı;
Anlamı:ne kadar dönersen dön götün arkanda kalır.
SENSİZ GEÇEN GÜNLERİN İÇİNE SIÇARIM SENİ BİRAN GORMESEM CANIMA KIYARIM EĞER BİR GÜN ÖLÜRSEM MEZARIMA TOPRAK ATMA O KÜREĞİN SAPINI GÖTÜNE SOKARIM..
EY BOYDAN YANA FUKARA KALMIŞ INSAN BIRGÜN ÖLÜP TOPRAK OLACAN, BIR TOHUM FILIZLENECEK OT OLACAN BIR ÖKÜZ SENI YIYECEK VE SIÇTIĞI BOK OLACAN VE HALA AYNI KALACAN..
Yürü bire endamını göreyim. Sensiz günlerin ecdadını s.keyim, ben mecnun muyum ki bir .m için çöllere düşeyim. Leylayıda s.keyim senide s.keyim.
Aslıyı sevdi Kerem, Aslı için dağları delerim dedi Kerem, Aslı vermedi bi kerem, Ben böyle aşkı s.kerem.
Hani o baharda açan iri beyaz güller var ya Kocaman iri beyaz güllerin mis gibi kokan Yumuşacık yaprakları var ya Onlar g.tune girsin!!!
Kocamandı, elimde tam olarak tutamıyordum, çok büyüktü, aşağı yukarı salladım tam fışkıracakken ağzıma dayayıp hepsini içtim cola turka yı çok seviyorum.
Seytana adini sordum açmamis gül dedi.Seni seviyorum dedim gülerek manyak dedi.Bi öpücük ver dedim.Etrafina bak dedi.Zorla alirim dedim.Sende o göt varmi dedi...
Almış eline bir çiçek, "sevecek, sevmeyecek" Ulan eşşoleşşek çiçek nerden bilecek..?
Dolmuş Muhabbetleri.. - Şoför bey mübarek bir yerde inebilir miyim? - Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni...
- Başıbüyük mü? - Evet, Başıbüyük. - Ne zaman kalkar? - Sen oturursan kalkar bacım. - Kaç vericem? - 800 Şoför : - Arkadan vermeyen var mı? Yolcu : - Az önce eline verdik ya kardeşim. Yolcunun sigarası bitmiştir ;fakat minibüste olduğunu unutmaktadır Yolcu : - Bir Monte Carlo lütfen Şoför : - Abla , bu Bakırköy'e gider - Neriman,sen arkadan verme ben veririm .. Kadın: - Kızım , dur! Ben vereyim,benimki bozuk zaten... Kızı : - Aman, ne olacak sanki! Nasıl olsa benimki de bozulacak,ben vereyim! -Oğlum, bu Eminönü'nden geçer mi? - Yok teyze, biz Taksim'e çıkıyoruz - Hah tamam oğlum, siz gidin ben gelmeyeceğim. Yolcu: - Abi, Heykel'e çıkıyor mu? Şoför: - Yok abi, yanından geçiyor Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya seslenir: - Kızım, şurdan bir kişi uzatır mısın? - Ben kız değilim!!! - Amaaaan ne bileyim ben kız mısın dul musun! Uzat işte!!

İDDİA UZMANI
İşsiz güçsüz bir adamda kaynağı bilinmeyen çok ama çok fazla para varmış Herkes bu kadar çok parayı nerden kazandığını araştırıp duruyormuş.
En sonunda adamı karakola çağırmışlar o kadar paranın hesabını vermesi için. adam gitmiş karakola. komser hemen lafa dalmış.
-anlat bakalım bu kadar parayı nasıl kazandın. üstelik bir işin bile yok.
-ben herkesle iddiaya girerim komserim. ve her iddiayı da kazanırım. -olum sadece iddiaya girerek bu kadar para kazanılırmı. - size kanıtlıyablirim komiserim. -nası kanıtlıyacan. -sizinle bi iddiaya girelim benim hiç iddia kaybetmiyeceğimi anlarsınız. 100 dolarına bahse girerimki ben sol gözümü ısırırım.
komiser düşünmüş. bi insan nasıl gözünü ısırabilir diye ve sonunda olamıyacağına karar verip iddiaya girmiş. adam bunun üzerine takma olan sol gözünü çıkarıp ısırmış. komiser hayretle onu izledikten sonra.
- tamam ama bir iddiayla sana inanacak değilim demiş.
adam peki demiş.
- 500 dolarına iddiaya girerimki. sağ gözümü de ısırırım.
komiser iki gözü de takma olsa bu adam göremez herhalde deyip bi daha girmiş iddiaya. sonra adam takma dişlerini çıkarıp sağ gözünü de ısırmış. komser yine şaşırmış ama pes etmemiş. hala inanmadım demiş.
adam tamam sizinle son bir iddiaya daha girelim üstelik bu sefer bedava demiş. komser hemen kabul etmiş.nedir iddia demiş?
-benim s*kimin uzunluğu buradaki herkesin s*klerinin toplam uzunluğundan daha fazladır demiş. komser şöyle bi etrafına bakmış. yaklaşık on kişi var. herbirininki 15 santim olsa toplam 150 santim yapar. tamam demiş girmiş iddiaya.
adam indirmiş donunu bi bakmışlar ki küçücük bişey. komiser hani uzundu lan demiş. adam çekin komserim. çekerseniz uzar demiş. komser adamın şeyini çekmeye başlamış. çekiyomuş çekiyomuş. uzamıyomuş.
o sırada adam bi arkadaşına telefon etmiş. -alooo Ali olum komserin eline verdim 100.000$'ı hazırla.

HALİM YOK
Plajin bol adaleli yakisiklisi, bir sabah dustan çikmis hayran hayran kendisini seyrederken bir bakmiski, tüm vücudu günes yanigi. Yalniz orasi süt beyazi Içine sinmemis. Onuda yakacak.
Dogru plaja itmis ,günes dogarken soyunmus tamamen kendini kuma gömmüs. Heryer kumun altinda Orasi disarda.. İki ihtiyar hanimefendi , sabah yürüyüsüne çikmislar erkenden Ellerinde baston Birden kumdan disari çikmis seyi gormusler Biri etrafinda dolasmis. Bastonu ile orasina burasina dokunmus. Sonrada arkadasina dönmüs..
'Dünyanin adaleti yok' demis
'Nasil Yani' demis öteki
'Nasil Olacak' demis yasli kadin Bak simdi bu nesne varya bu nesne:
10 yasimdayken merak ettim
20 yasimda tanistim.
30 yasimda hoslanmaya basladim.
40 yasimda pesine düstüm.
50 yasimda satin alir oldum.
60 yasimda bulmak için adaklar adadim
70 yasimda unuttum...
Ve bastonu ile dokunarak bir daha isaret etmis
-"Simdi 80 yasindayim, bu allahin belasi sey kumda bile yetismeye baslamis ama benim egilip dokunacak halim bile yok".

ACELE ETME
Kaptan pilot uçagi kaldirmis, Amerikaya uçuyorlarmis. Yolculara gereken anonsu yapmis ve fikra o ya, anonsu kapatmayi unutmus.
Uçagi otomatik pilota baglamis ve sööle gerindikten sonra kendi kendine konusmaya baslamis.
-"Oohhhh bee, gidip sööle güzel bi siçayim, sonra da hostesi güsseellll bikeyim demis."
Tabi bütün yolcular duymus. Hostes durumu kurtarmak, pilota haber vermek için tam kosacakmis ki, birinin valizine takilip düsmüs.
Adamin biri hostesi yerden kaldirirken
-"Acele etme bacim herif önce siçacak" demis..

ÇOCUKTAN AL HABERİ
Ortaokul ogrencisi kahramanimiz, babasinin omuzuna dokunur, sorar:
- Baba, okulda ders verdiler, "Politika nedir", anlatmamiz lazim. Nedir
politika?
Baba oglunun yasina uygun bir formul bulur:
- Bak yavrum, simdi su kelimeleri iyice aklinda tut... Ben ucretli
calisiyorum, buna KAPITALIZM diyoruz. Parayi nasil harcayacagimiza annen karar veriyor, ona HUKUMET de. Hepimiz aslinda senin icin cabaliyoruz, sen HALK'sin. Bebek kardesine bakan dadin, ISCI SINIFI. Kardesini de GELECEK diye dusun. Simdi bunlari boyle ezberle, yarin kahvaltida sana politikayi anlatirim.
Oglan bunlari ezberler, aksam olur, herkes yatar. Gece bizimki, kardesi
kucuk bebegin aglamasiyla uyanir. Gider bebegin odasina, bebek altini
kirletilmis aglamaktadir. Annesinin odasine girer, annesi derin bir uyku
cekmektedir, uyanmaz. Dadinin odasina gider, bir bakar ki, babasi dadisiyla
ayni yatakta, "Bebek agliyor" demesine hic aldiris eden bir halleri yok.
Bizimkisi gerisin geriye doner, yatar...
Ertesi sabah kahvaltida babasina,
"Baba ben politika neymis anladim" der. Babasi "Neymis soyle bakalim" diye sorunca anlatir:
"KAPITALIZM, ISCI SINIFINI beceriyor. Bu arada HUKUMET uyuyor. HALK kimsenin umurunda degil. Ve de GELECEK bok icinde..."

SAGIR VE DİLSİZ
Adamin birisi ev ariyormus. Bir emlakcidan bir evin anahtarini almis ve eve bakmaya gitmis.
Evi cok begenmis. Tam cikacakken evin penceresinden karsi evi görmüs. Bir de ne görsün, bir adam ve bir kadin cirilciplaklar.
Kadin elleriyle gögüslerini oksuyor, adamda sikine bir süt sisesi takmis, bir elinde de semsiye öyle duruyor. Adam dehset icinde evden cikip emlakciya gelir. Evi, biraz önce gördüklerinden dolayi tutamayacagini söyler.
Gördüklerini bir bir emlakciya anlatir.
Emlakci gayet sakin bir sekilde;
-"Haa!, Onlardan mi bahsediyorsun. Onlar sagir ve dilsiz. Kadin elleriyle gögüslerini oksayarak,
-Gögüslerimde süt kalmadi, git cocuga süt al, diyor.
adam da -Disarida yagmur yagiyor, sikerim sütünü,diyor..."

BAL
Birgun bir adam ormanda kaybolur gece karanliginda bir kilise gorur ve geceyi burada gecirmek ister, kapiyi calar basrahip kapiyi acar,basrahibe tanri misafiri oldugunu yolunu kaybettigini bir gece kalip gidecegini anlatir.
Rahipte kabul eder tabi ki gece herkes uyumaya cekilir,fakat adamin gece yarisi tuvalete gitme ihtiyaci dogar ve tuvaleti
aramaya koyulur. Once bir kapiyi acar bakar ki guzel bir kadin geceligiyle ortada dolasiyor sasirir..Sonra baska bir kapiyi acar burada da rahipler yerde daire biciminde oturmus hepsinin aleti meydanda ortada da bir sinek ucuyor buna da cok sasirir;
Adam sonra bir kapi daha acar ve adam birde ne gorsun bir rahip aletinden tavana asilmis saskinligi bir kat daha artan adam
sonunda ihtiyacini giderip yatar. Sabah olunca butun bu gorduklerini basrahibe anlatir ve sebebini sorar.. Rahip de anlatmaya baslar:
-"O gordugun guzel kadin var ya iste o bizim ihtiyacimizi karsilar,o ortada ucan sinekte hangimizin aletine konarsa o gece kadinla o beraber olur"
Adam sorar :
-"Peki o aletinden tavana asilan rahip neyin nesidir ?"
Basrahip hemen cevap verir:
-"O var ya o, orospu cocugu, aletine bal suruyormus meger!"

ETEKLİ RAHİBE
Iki rahibe varmis biri matematikçi biri mantikli.Bunlar bir aksam karanlikta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantikliya dönerek ;
-"Yaklasik 20 dakikadir bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklasiyor su anda aradaki mesafe 50 metre" der.
Bunun üzerine mantikli rahibe bunun tek mantikli açiklamasi olabilecegini ve adamin kendilerine tecavüz edecegini ve daha hizli yürümeleri gerektigini belirtir.Rahibeler daha hizli yürümeye baslarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe:
-"Adam da hizlandi ve aradaki mesafeyi kapatiyor, su anda 30 metre arkamizda... O zaman mantik olarak kosmamiz gerekir."
Rahibeler kosmaya baslar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe
-"O da kosuyor ve arayi kapatiyor su anda mesafe 10 metre.O zaman mantik olarak bizi yakalayacak birimiz saga digerimiz sola saparak kiliseye ulasmaya çalisalim en az birimiz kurtulur.".
Ve matematikçi saga dogru kosmaya mantikli sola dogru kosmaya baslar. Matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulasir ve telas içinde beklemeye baslar. Aradan 40 dakika geçtikten sonra mantikli rahibe gelir.
Matematikçi sorar ;
-"Ne oldu ne yaptin ?"
-"Adam beni takip etti artik mesafe üç-bes adima kadar azalmisti, mantik olarak daha fazla kosmanin anlami yoktu...
-"Eeee..."
"Mantik olarak ben durdum adamda durdu."
-"Sonra..."
-"Mantik olarak ben etegimi kaldirdim oda pantolonunu indirdi."
-"Peki daha sonra...."
-"Daha sonra ne olacak etegini kaldirmis bir rahibe pantolonunu indirmis bir adamdan DAHA HIZLI KOSAR..."

BOKU YEDİK
2. Dunya Savasinda 2 yahudi almanlara esir olmustur.Bunlardan biri digerine kendilerine ne yapacaklarini sorar.O da baslar anlatmaya " 2 ihtimal var ya bizi oldururler yada esir kampina yollarlar. Oldururseler sorun yok kampa gidersek 2 ihtimal var ya kursuna dizilriz ya da gaz odasinda olduruluruz. Kursuna dizilirsek sorun yok gaz odasina gidersek 2 ihtimal var bizden ya sabun yaparlar yada kagit. Sabun yaparlarsa sorun yok kagit yaparsalar 2 ihtimal var ya gazete kagidi oluruz yada tuvalet kagidi. Gazete kagidi olursak sorun yok tuvalet kagidi olursak iste o zaman boku yedik".

YAPIŞTIM
Bir gün bir bilim adami yilbasi nedeniyle hastaneleri gezip akillanan delileri salmaya karar vermis. Bir sürü hastaneyi gezmis fakat hic akillandigina kanaat getirilen deliye rastlamamis.
En sonunda bir hastaneye gitmis birde bakmis ki bütün deliler zipliyor hemen onlarla ilgilenen doktorlara sormus: -"Bunlar neden böyle zipliyorlar?" -"Bunlar kendilerini misir patlagi zannediyorlar." demis
Birde bakmislar ki bir tanesi ziplamadan yatagin üzerinde sabit bir sekilde duruyormus. Hemen ona yaklasarak sormus. -"Sen neden ziplamiyorsun?" -"Ben tavaya yapistim..."

TADELLE
Adamin biri yalnizlik çekiyormuş cani sıkılınca başlamiş 31 Çekmeye Çekerken tam heyecandan nasil hizli yapti ise Siki kopmuş elinde kalmiş. Hemen Sikini cebine koymuş doğru hastaneye koşmuş. Doktora heycanla durumu anlatmiş ve sikini yerine dikmesini soylemiş.
Doktor hayretler içinde peki nerede sikin diye sormuş adam cebimde aliver demiş. Doktor adamin cebine elini sokmuş.
Bakmiş adama hani burada sik yok tadelle var demiş:
Adam: - "desene yolda gelirken yanlişlikla yarraği yedik" demiş.

SENİNKİNİ
2 adam Akmerkez de karilarini kaybetmis hararetle ariyorlarmis. Ortada kosusturup dururken birbirlerine çarpmislar. Ne oluyor birader demeye kalmamis, birisi:
-"Kardes kusura bakma karimi kaybettim de onu ariyorum" demis. Digeri
-"Sende kusura bakma ama bende karimi ariyorum" demis.
Adamlardan birinin aklina bir fikir gelmis ve
demis ki:
-"Arkadasim madem ikimizde karilarimizi ariyoruz, karilarimizin tipini birbirimize tarif edelim ve ayri ayri yerlerde aramaya baslayalim. Eger rastlarsak saat 4‘te Mac Donalds ‘in önüne gitmesini söyleriz demis. " Digeri tamam demis ve baslamis karisini tarif etmeye:
-"Benim karim sarisin, mavi gözlü, 25 yasinda, 1,75 boyunda, 60 kg, topuklu beyaz ayakkabi ve kirmizi mini etekli tek parça elbise giyiyor" demis. Ve diger adama
-"Senin karin nasil biri?"diye sormus.
Diger adam : -"Siktir et benimkini seninkini ariyalim...

ŞEREFSİZ
Temel kendi dötünü hiç ama hiç görmemiş. Bi gün dursun ile futbol oynarken dursun topa bir abanır,top tam temelin göte.Temel koşar
dötünü ova ova soyunma odalarına. Arkadan dursun gelir.
Derki:
-Temel abartma sanki ne oldu götüne...
Temel:
-Öle deme şerefsiz,ikiye yarmışsın!!

kumbara
Oğlan ın birisi kendini rahatlatmak için marketten büyük salam almaya gitmiş ..bana birtane büyük salam verirmisiniz demiş tezgahtarda demiş ki dilimleyeyim mi demişş oğlan da demiş ki; -lan ipne sen benim götü kumbara mı sandın demiş... :)

KAŞIYAMIYORUM
Adamın birinin bir kolunu kesmişler, adam bundan çok etkilenmiş çok üzülmüş ve bunalıma girmiş, ölmek istiyormuş hayattan zevk almıyormuş, adam mutsuz bir şekilde yolda yürürken karşıdan kolları olmayan birinin hoplaya zıplaya geldiğini görmüş ve dayanamayıp adama sormuş - Ya kardeş benim bir kolum yok senin ikiside yok ben ölmek istiyorum sen nasıl böyle mutlusun oynayıp zıplayıp gezebiliyorsun, diye. Adam cevap vermiş - Ya ne oynaması ne mutluluğu benim götüm kaşınıyor... "KAŞIYAMIYORUM" demiş.

İSHAL İLACI
Kadının biri küçük çocuğunu ishal şikayeti üzerine doktora götürmüş. Kadın ağzında sakız ile doktorun odasına girmiş, çayını karıştıran doktora çocuğun şikayetini anlatmaya başlamış. - doktor bey demiş, benim çocuğum ishal oldu, vallahi bir bok sıçıyor, şu içtiğiniz çaya benziyor demiş. tabi doktorun midesi bulanmış, çayı bir kenara bırakmış kadına dönüp sen hiç merak etme kadın şimdi ben çocuğuna bir ilaç yazarım, sıçtığı bok ağzındaki sakız gibi olur demiş.

KADİR ABİİ
Bir gün Haydar isimli bir adam kız arkadaşıyla buluşmak için restorana gitmiş oturup kızı beklemeye başlamış bi bakmış ki 2-3 masa ileride Kadir İnanır gitmiş yanına - Kadir ağabey bir imza alabilir miyim? demiş Kadir İnanır: - Tabi. demiş vermiş imzayı adam gitmiş oturmuş yerine bi kaç dakika geçmiş Haydar kalkmış yerinde - Kadir ağabey birazdan kız arkadaşım gelecek geçerken bir selam verirmisin ya karizma olur. demiş Kadir İnanır: - Tamam olur.demiş ardından adam dayanamamış kalkmış yerinden yine - Kadir ağabey be yanımızdan geçerken selam verip iki muhabbet edermisin ya çok sağlam karizma yaparız demiş Kadir İnanır: - İyi tamam hadi geç otur yerine ben giderken uğrarım sizin masaya demiş. Adamın kız arkadaşı gelmiş oturmuşlar muhabbet ederken Kadir İnanır gelmiş - Haydar naber abi? demiş Haydar: - Kadir bi s*kt*r git ya....

ZEKİ PAPAGAN
Zühtü Almanya'da yaşar ve çok seksi bir kadınla evlidir ama karısı onu aldatır. Bunu anlayan Zühtü eğitilmiş bir papağan alır. Papağan normal bir insan gibi konuşabiliyormuş. Zühtü papağana: -Bak ben şimdi işe gidiyorum gelince evde olup bitenleri anlatacaksın tamam mı? Papağan: -Tamam... Sonra Zühtü işe gider. O gider gitmez karısı eve birini alır akşam Zühtü eve dönünce papağana ne oldu diye sorar. Papağan: -Sen gittin karın eve bir adam aldı... Adam: -Eee sonra. -Karın eteğini çıkardı adam da pantolonunu. Adam tekrar: -Eee sonra_! -Karın kazağını çıkardı, adam da gömleğini -Sonra -Karın sütyenini çıkardı adam atletini çıkardı -Eeee? -Karın külotunu çıkardı adam da külotunu çıkardı... -Eee sonra ne oldu? PAPAĞANDA heyecanla: -*iKİm kalktı bayıldım...

YER : Istanbul, Sultanbeyli Yuttugu sinegi öldürmek için agzina Shelltox sıkıp, zehirlenerek kendiside ölen zamane uyanigini .....

Ördek bara girer ve barmen'e: - ekmek var mi - yok - ekmek var mi - yok - ekmek var mi - yok - ekmek var mi - yok dedik ya - ekmek var mi - eger bir daha sorarsan seni duvara civilerim - civi var mi - yok - ekmek var mi

KÜÇÜK MURAT
Küçük Murat anne ve babasının yatak odasına oldukça münasebetsiz bir zamanda girmişti. Gördüğü manzara karşısında şok oldu ve bağırmaya başladı; - ''Utanın, utanın Şu halinize bakın bir de beni parmağımı emiyorum diye ruh doktoruna götürmüştünüz''.

TEMEL'İN İNEĞİ Temel'in inegi hastalanmis. Komsusu Cemal'e gitmis. - Ula inegun hastalandugunda ne vermistun? - Tuz ruhi... - Eyi...... Temel ertesi gun kosa kosa geri donmus... - Ula inegum oldi... - O zaman benimci de olmisti...
 Yurt disinda yasayan adam karisina bir mail gonderiyor:
Sevgili karicigim, bu ay maasimdan sana para gönderemiyorum, onun yerine 100 öpücük gönderiyorum. Sen benim bir tanemsin. Kocan Allen
Karisi da ona cevap veriyor,
Sevgili askim, Gonderdigin 100 öpücük için tesekkür ederim. Masraflar söyle; 1- Sütçü bir aylik süt için 2 öpücügü kabul etti, 2- Elektrikçi 7 öpücükten sonra anlasmaya razi oldu, 3- Evsahibi kira için hergün 2-3 defa ugruyor, 4- Bakkal sadece öpücüge razi olmadi, ona ilave baska seyler de verdim, 5- Diger masraflar toplam 40 öpücük...
Beni lütfen merak etme, daha 35 öpücük bakiyem var ve bu ayi çikarabilirim. Gelecek ay için de ayni yönde mi plan yapmaliyim? Lütfen bilgi ver.
Sevgili karin Josephine

DON MESELESİ Temel ile Fadime lunaparka giderler. Dolasirlarken bir ara Fadime donme dolaba binmek ister. Temel karsi cikar, "olmaz, donun gozukur" der. Fadime susar. Az sonra Temel balonlara tufek atarken Fadime caktirmadan yanindan ayrilir. On dakika sonra Temel'in yanina doner. Temel sorar: "Neredeydin?" "Donme dolaba bindim" deyince Temel sinirlenir. - Ben sana binme donun gozukur demedim mi? - Dedin ama gozukmedi. Cikardim oni?..

VİCDANININ SESİ Doktor John hastasıyla ateşli bir seks yaptıktan sonra, oturup düşünmüş: - "Keşke yapmasaydım ama olsun.. Tüm doktorlar meslek hayatında hastasıyla yatmıştır" Der ve kendini avutmaya çalışır. O sırada vicdanından bir ses gelir: - "Ama John sen bir veterinersin."
KİM DUYMUYOR Adam doktora gider : -Doktor bey, galiba karimda isitme kaybi basladi. Ne yapabiliriz? Doktor : -Eve gittiginiz zaman, karinizin arkasinda, biraz uzakta durun. Normal bir sesle ona soru sorun. Eger sizi duymazsa biraz daha yaklasin ve sorunuzu tekrarlayin. Hangi mesafede duydugunu tesbit edelim, ona göre bir tedavi uygulariz. Adam eve döner. Karisi mutfakta yemekle ugrasmaktadir. Adam mutfagin kapisinda durur ve normal bir sesle : - Hayatim, ne yiyoruz bu aksam? diye sorar. Karisi cevap vermez. Adam bir iki adim atar ve bir kez daha sorar : - Hayatim, ne yiyoruz bu aksam? Karisi yine cevap vermez. Adam kadinin dibine kadar gelir ve tekrarlar : - Hayatim, ne yiyoruz bu aksam? Karisi öfkeyle dönerek cevap verir : - Üçtür köfte diyorum ya!

KAZA Bir araba yasli Temel'e çarpar. Arabanin soförü bagirir, - Suç sende ben 20 yillik soförüm!.. Temel karsilik verir, - Pen de 80 yildir yüreyrum!

SÜTANNE Adam evlenir, 10 sene geçer çocuğu olmaz. Yurtdışına göreve gider. Hanımından gelen mektupta hamile olduğu yazılıdır. Yurda döndüğünde ise hanımı doğurmuştur ama çocuk zencidir. Hanımına sorar: "Hanım ne sizin sülâlede ne de bizim sülâlede zenci değil, esmer bile yok; bu iş nasıl oldu?" Hanım "Çocuğu doğurduktan sonra sütüm gelmedi mecburen bir sütannesi tuttuk, onun sütünü emdi. Sütanne zenciydi herhalde bu yüzden böyle oldu" der. Adam ikna olmuşa benzer ama içinde yine de ufak bir kuşku vardır ve "bunu bilse bilse annem bilir" düşüncesiyle annesine sorar. Anne "Olmaz olur mu oğlum, tabii ki olur" der. Seni doğurduğumda benim de sütüm gelmemişti ve inek sütüyle beslemiştim. Bak boynuzların çıkmaya başlamış bile!"

SIRANI BEKLE Temel, bir haftaligina gittigi memleketten, haber vermeden erken donunce karisini evde baska bir erkekle bulur. Derhal belinde tasidigi tabancasina davranan Temel, yatakta yakaladigi adami alninin ortasindan vurur. Tabancayi tam kendi kafasina dogrultmusken, karisi haykirarak uzerine atlar: - Dur Temel'im, kiyma kendine! Temel, sinirden titreyerek haykirir: - Sus, sira sana da gelecek!..

köpekle konuşuyorum
Mehmet Bey köpeğinin tasmasından tutmuş yolda giderken, hoşlanmadığı bir komşusuyla karşılaştı. Komşu sordu: - Bu eşekle nereye gidiyorsun? - Yahu bu köpek be, diye tersledi Mehmet Bey. Köpekle eşeği birbirinden ayıramıyor musun? Komşu aldırışsız: - Ben köpekle konuşuyorum. Sen ne diye söze karışıyorsun?

Alışkanlık
doktor hastasını uyarmış: bakın sonra sölemediydi demeyin,bu uyku haplrına devam edecek olursanız sizde alışkanlık yaratır. hasta bilgiç bilgiç gülümsemiş: sen ne diyon doktor bey! ben bu hapları evelALLAH yirmi yıldıralırım hemüz alışkanlık yaptıgını görmedim daha!!!

Biyoloji Öğretmeni, öğrencilerinden birisine sormuş. Çocuğum: -"Refleks haricinde insanların isteksiz olarak hareket eden şeyine ne denir? Öğrenci: -"Tik'tir hocam. Öğretmen: -"Afferin çocuğum bildin. Senin adın nedir? Öğrenci: -"Tüleyman öğretmenim.

Erzurumlu işi bitmiş ihtiyar dede sobanın yanında ısınırken, sıcaktan olacak pipisi sertleşmiş. Buna sevinen ihtiyar karısıyla belki son kez ilişkide bulunmak istemiş ancak karısı uzakta imiş oraya gidene kadar pipisinin yumuşasından korkan dede, sobanın tavasına yanan kömürden köz koymuş pipisinin altına getirmiş yola koyulmuş. Yolda giderken şunu demiş; "düş düş te göreyim, hem kendini yak, hem de beni yak"

Adamın biri eşiyle beraber doktora gitmiş ayağında bır ağrı oldugundan dolayı filmi çekilmiş derhal doktorun yanına gitmişler tabi filmler(sken)daha dokturun eline ulaşmamış.doktora filmi çektirdiğini söyler,doktorda hemşireye;'kızım nerede bunun skeni'diye sormuş.Eşinin yanında durmakta olan erzurumlu; 'burdayım doktor bey'diye atılır. Bu gerçek bir olaydır

teyo pehlivan hasankalesinin duvarına sıkışmış işemeye başlayınca kadınlar oradan geçerken teyoyu görünce vış amann diye bağırmışlar teyo da hemen demişki korkmayın bacilar kafasın tutmuşam
 gullebi turan la tilki mevlüt çok raği içmişler.sarğoş olmuşlar.bir duvarın dibine ikiside çiş etmek için ayağda yaslanmışlar.turan tilki mevlüde demişki o la mevlüt elimde bişe görirmisen o da demişki yooooğ turan demişki eleyse moku yedim.altıma işirem

Ermeni katliaminin sürdügü dehsetli günlerdi. Yine bir grup savas artigi Erzurumluyu Yanikdere civarina götürüp kursuna diziyorlardi.Halki siraya dizmisler, teker teker çagirip bir kayanin arkasinda katlediyorlardi.Içlerinden biri merak edip ne oluyor diye basini uzatinca arkasindaki uyardi: -Dadas neyidirsen... Sirayi bozub basimiza is açacahsan

hayaller
Şehrin birinde yaşayan çok güzel bir kız varmış.Şehirdeki bütün delikanlılar onun kalbini çalabilmek ve onunla evlenebilmek için çaba sarfederlermiş ama o herdefasında aynı cevabı verir "hayır, benim hayallerimde yaşayan bir delikanlı var. Ben onu bekliyorum" dermiş. Aradan günler geçmiş, bu kız evinin penceresinden bakarken yoldan geçen bir delikanlıyı görümüş ve evet demiş; işte bu benim beklediğim, hayal ettiğim insan.Koşarak inmiş merdivenleri delikanlının yanına gitmiş, hafifçe sırtına dokunmuş ve "bakarmısınız" demiş.Delikanlı dönmüş ve hafif bir gülümsemeyle "buyur teyze birşeymi istedin?" demiş.


FIKRALAR
Yalan Yarışması Uluslararası yalan atma yarışmasında üç ülke finale kalır, Almanya, Fransa ve Türkiye... Türkiye´yi temsilen de Nam-ı Kemal oradadır. Jüri yarışma konusunu ortaya atar: "Batan bir gemidekileri nasıl kurtarırsınız?" Önce Alman Palavracı dizer yalanları: - "Ben çok iyi bir yüzücüyümdür. Gemideki bütün insanları yarım saat gibi kısa bir sürede gide-gele, gide-gele karaya taşırım." - "ohaaa" der Fransız ve bu sefer o başlar: - "Ben de sıçarak büyük bir ada oluştururum ve insanları o adaya çıkartarak kurtarırım!" Sıra Nam-ı Kemal'dedir oda okkalı bir yalan söyler: - "Bende de öyle bir "şey" var ki onu şöyle gemiden karaya doğru bir uzattım mı köprü olur ve bu insanları köprüden geçirir kurtarırım." - "Çüşşş..." der Fransız, "hiç o kadar büyük şey olur mu?" Bizimki cevap verir: - "Öyle göte böyle şey!"  Papaz namı kemal in yakın bi papaz arkadaşı vardır. papazın amansız bi hastalığı vardır. bi gözü gittikçe kapanıo körlüğe doğru yol alıyodu. papazın gitmediği doktor kalmamıştır. namı kemal çarenin kendinde olduğunu söyler,sana bi sokiyim bişi kalmaz der ama papaz kabul etmez. ama en sonunda kabul eder ve namı kemal bi anda kökler
papaz der ki:
Çıkar am^^^^ kodumun çocuğu öbür gözde gidiyoo
 İntikam Bir gün Nam-ı Kemal iş icabı bir şehre gider. O gece o şehirde konaklamasi gerekir ve akşamüstü kendisine bir otel aramaya başlar. Bulduğu otelde resepsiyon görevlisinden bir oda ister. Resepsiyon görevlisi Nam-ı Kemal'e hiç boş odaları olmadığını sadece iki kişilik bir odada konaklayan erkek bir Japon müşterilerinin olduğunu söyler. Ayrıca bu şehirde bundan başka otel bulamazsiniz der. Bizim Nam-ı Kemal resepsiyon görevlisine olsun Japon müşterinizi gösterin ben onunla anlaşırım der. Japonla aynı odada kalıp oda parasını paylaşma konusunda anlaşırlar. Odalarına yatmaya çıkarlar. Bizim Nam-ı Kemal uyur. Japon ben su Türk'e bir oyun edeyim de bir daha ömrü boyu beni unutmasin diye düsünür ve kalkıp uykusu ağır olan Nam-ı Kemal'in sakalını, bıyığını kaşını, kirpiğini traş eder. Sabah erkenden Japon odadan çıkar gider. Nam-ı Kemal uyanır aynada elini yüzünü yıkarken halini görür ve delirir. Vay ibne Japon ben sana sorarım der. Fıkra bu ya ikinci gece Japon odaya gelir. Uyuma vakti gelmiştir. Nam-ı Kemal hiç bozuntuya vermeden yatar uyku taklidine geçer. Bizim Japon kuşuykusunda bu Türk benden intikam alır diye bekler. Bir ara içi geçer bunun farkına varan Nam-ı Kemal hemen kalkar Japonun şeyinin ucuna bir ip bağlar, ipin diger ucuna ise kocaman bir taş ve çıkar otelin balkonuna. Tam bu sırada Japon kuşuykusundan uyanır. Bir şeyinin ucundaki ipe bakar birde Nam-ı Kemal'in elindeki kayaya. Şeyim kopacağına atlarım asağı daha iyi diye düşünürken Nam-ı Kemal kayayı balkondan asağı bırakır. Japon yataktan fırlar ve kayanın peşinden atlar. Nam-ı Kemal ardından bağırır: - Atla eşşoğlueşek atla! Tassakları da karyolaya bagladımmmm...
 Bilet Ülkenin birinde azgın mı azgın bir kadın varmis. Kimse bu kadını cinsel doyuma ulaştıramamış! En sonunda akıllara Nam-ı Kemal gelmiş olsa olsa bu işi o becerir demişler ve cağırmışlar! Nam-ı Kemal´in de " Ben bu işi ancak karanlık bir oda da yaparım" diye özel bir isteği olmuş! Neticede Nam-ı Kemal ve Kadın karanlık bir oda da başlamışlar sevişmeye... 1 saat, 2 saat 3,5,7,10,15,20 saat olmuş. İkisinde de tik yok... 24 saat sonra artık kadın pes etmeye baslamıs ve seslenmiş -"Yeter artık Nam-ı Kemal yeter, ben öldüm!" -" Ne Nam-ı Kemal´i abla ben Recep!" -"Recep mi??? Peki ya Nam-ı Kemal? O nerde? -"O dısarda bilet kesiyo abla"  Servisten Namık Kemal birgün ingiltereye gezmeye gitmiş hava alanına indiğinde çantasını çaldırmış. Cüzdanı,paraları herşeyi gitmiş.Başlamış sokaklarda gezmeye bir iki günderken karnı acıkmış ve dalmış bir lüks restoranttan içeri. Artık menüde ne varsa sipariş etmiş ve başlamış yemeğe, yemek yerken etrafına dikkat etmiş herkes sakallı ve kasaya hesap ödemeye giden elini sakalına sürüp "SERVİSTEN" deyip geçiyormuş.
Hesap ödeme sırası bizim namık kemale gelmiş ve kasiyerin yanına gidip hesabı sormuş: -borcumuz nedir? -kasiyer: -150 sterlin. -namık: -Elini sakalına sürerekten SERVİSTEN demiş. -kasiyer: -Ama sizin sakalınız yok. -namık pontolonunu indirerekten: -suusss..! gizli servisten demiş....  Laf Yarışı Nam-ı kemal bir aralar ün yapmış. Kimse kendisi ile laf yarışına giremiyormuş. Bunu yunanlı bir kadın duymuş ve ben onu mort ederim demiş. Neyse bu kadın Türkiye'ye gelmiş Nam-ı Kemal'le görüşmüş. Nam-ı Kemal'e demiş ki seninle laf yarışına girmeden önce seninle sex yapmak istiyorum demiş. Nam-ı Kemal de kabul etmiş. Başlamışlar işe kadın sormuş Yunanistan mı büyük Türkiye mi. Nam-ı Kemal Türkiye demiş. Kadın birdaha sormuş Nam-ı Kemal yine Türkiye demiş. Kadın hayır yunanistan daha büyük bak Türkiye'yi içine aldı. Nam-ı Kemal söyleyecek bir şey bulamazken *aşşaklarını görür. ve derki bak adalar dışarıda kaldı.

KOMİK İSİMLER
Abdülhalim Pırasa Ahmet Mehmet Veli Arı Balcı Ateş Barut Avukat Güven Kurtul Ayşe Donsuz Ayşe Yediçocuklu Bora Sağnak Cemal Paşa Cevdet Becerir Çetin Ceviz Cömert Varlık Dişhekimi Oya Bilir Edenbulur Yılmaz Engin Nar Fatma Donukara Güçlü Kuvvetli Güler Güler Gülhanım Ellergezer Hacı Sırkıntı Hakkı Kısaadam Halim Harap Hayati Kopya Herkül Demirtaş Huriye Delergeçer İncil Tevrat İnsaf Yıldırım Jandarma Kızkaçıran Jinekolog Dr. Kaya Bilir Kadir Kıllı Kaymak Bal Keklik Aslan Kibar Deli Kibar Zorba Kurtis Sisko Maşallah Akgün Muhterem Öğretmen Muhittin Sarıdana Muhlis Dünyagülmez Mukaddes Çalisye Nazım Enginar Oktay Dolmasever Öznur Palavracı Parla Yan Petek Balcı Sabit Yürürdurmaz Sakin Zeytin Sanayi Horoz Satılmış Bostan Satılmış Dönekoğlu Satılmış Portakal Şehriye Pilav Sezer Yan Süleyman Pekyumurta Şeyma Boynuinceoğlu Ümit Var Yağmur Sağnak Ali Anüs Bahriye Kuku Fevzi Zik Mahmut Pipi Bayram Amca Necati Yenge Meliha Eniste Zehra Eşekcanbazı Yusuf Ziya Salakoğlu Abudulsamet Döver Ramazan Öldürür İsmail Öldürücü Gülşen Motor Hacı Benzin Menemine Cart Burhanettin Curt Cafer Cırt Döndü Cort Fedakar Pat Şaban Küt Vesile Aybaşı Haziment Pet Makbule Kıllıbaldır Atilla Otuzbiroğulları Ahmet Yavşar Ökkeş Ford Nadir Verir Duran Tekerlek Döndü Yuvarlak Özdemir Damızlık İzzet Angut Türkan Romantik Hafize Kazma Abdulkadir Anan Ismail Donsuz Hatice Tüylü H. Ibrahim Gömer Gülfidan Gösterir Coşkun Aptal Emel Yalak Duran Kalas Sultan Kaltak Ismail Dümbelek Fahrettin Kalkmaz Mehmet Kaldırır Cafer Yalar Gurban Yalama Ahmet Ali Emici Ayse Cinsel Yusuf Kız Gülten Karı Zeki Kadin Cemal Delik Ramazan Deşik Münevver Göbek Münire Meme Şükriye Memeli Havva Kalça Ali Kalktı Nurcan Geliyor Ali Geber Münevver Ölü Hanim Seviş Alkın Azgın Mümin Abaza Yunus Gay Kemal Götürür ibrahim Ziker Subay Sokar Abdullah Oyar Adem Kayar Mehmet Taşak Sultan Kıç

KOMİK BİŞEY
Tanri bir gün asagiya, dünyaya bakar ve bütün yapilan seytanliklari görür.
Karar verir bir melek göndermeye ve ayrintilari incelemeye. Çagirir en iyi meleklerinden birini, gönderir asagiya bir süre için.. Melek geri döndügünde Tanri'ya rapor verir. Der ki:
isler kötü rabbim, durum söyle; kadinlarin %95'i
orospu, erkeklerin de %95 'i ibne olmus asagida...'
Tanri düsünür bir süre. Belki diger bir melegin de gitmesi ve baska bir görüs açisindan onlari incelemesi çok daha saglikli olacak.
Böylece çagirir ikinci bir melegi gönderir asagiya bir müddet için
melek geri döner ve Tanri'ya raporunu verir.
"Maalesef Tanrim, durum gerçekten çok kötü. Kadinlarin %95'i orospu
olmus, erkeklerin %95'i ibne... yani ahlaksizlar çogunlukta. Geriye
sadece %5' lik bir düzgün grup kalmis...
Tanri bakar ki durum hiç iyi degil. Karar verir kalan %5'i
seytandan korunmalari için desteklemeye, onlara moral vermeye,
onlara ümit vermeye!
Hepsine birer e-mail gönderir.
e-mailde ne der biliyor musun...???
Bilmiyor musun...?
Demek bilmiyorsun...?????????!!!!!!
Sana da gelmedi ha.........? :))))))
Tühhh !!!!!!!
COCACOLA SEVENLERE DUYURULUR
En İyi Temizlik Maddesi
Kolanın zararlı olduğunu biliyorduk.Ama bu kadar zararlı olduğunu tahmin bile edmezdik. Eğer inanmıyorsanız deneyebilirsiniz
TUVALETİ TEMİZLEMEK İÇİN: Bir kutu kolayı klozetin içine dökünüz. Bir saat kadar bekleyiniz ve sifonu çekiniz. Koladaki sitrik asit hela başındaki lekeleri yok edecektir. KROM TAMPONLARDAKI PAS LEKELERINI YOK ETMEK İÇİN : Arabanın tamponunu Coca Cola''ya batırılmış bir sigara paketinin içindeki alüminyum folyosuyla iyice ovunuz. Tertemiz olacaktır. AKÜ KUTUP BAŞLARINDA ÇAPAĞI TEMİZLEMEK İÇİN : Bir kutu kolayı kutup başlarına dokun ve bütün çapak yok olsun. PASLANMIŞ BİR CiVATAYI SÖKMEK İÇİN : Coca-Colaya batırılmış bir bezi bir kaç dakika paslı cıvatayı uygulayınız. Bir kaç dakika sonra rahatlıkla dönecek ve çıkacaktır. ELBİSENİZDEKİ YAĞ LEKESİNİ ÇIKARMAK İÇİN : Bir kutu kolayı lekeli giyeceklerin üstüne boşaltın, Deterjanı ekleyin ve her zaman yıkadığınız gibi yıkayın. Coca- cola yağ lekelerinin yok olmasına yardım edecektir. Ayrıca ; Araba ön camlarındaki her türlü kuş pisliği yapışan sinekler veya ağaçlardan dökülen toz , polen, yapışkan maddelerin çıkarılmasıen iyi madde COCA COLA + PEPSI ''dir.

4 BASİT SORU
4 basit sorulardan oluşan bu test ne kadar "profesyonel" düşünebildinizi ölçmeye yöneliktir. Lütfen yanıtlara bakmadan önce her soru üzerinde iyice düşünün. Soru 1: Bir zürafayı buzdolabına nasıl koyarız? Doğru yanıt: Buzdolabının kapısını açarız. zürafayı içeri koyar;kapıyı kapatırız. bu soru basit bi problemi çözerken nasıl komplike yollara sapma eğiliminde olduğunuzu gösteren iyi bir örnektir... Soru 2: Bir fili buzdolabına nasıl koyarsınız? Yanlış yanıt: buzdolabının kapısını açarız. Fili içeriye koyar kapıyı kapatırız. Doğru yanıt: Buzdolabının kapısını açarız. Zürafayı dışarı cıkarırız. Fili içeriye koyar kapıyı kapatırız. Bu soru davranışlarımızın sonuçlarını düşünmede ne kadar başarılı olduğumuzu test ediyordu... Soru 3: Aslan kral bir hayvanlar toplantısı düzenlemişti. Biri dışında toplantıya bütün hayvanlar katıldı. Hangi hayvan katılmamıştır? Doğru yanıt: Fil. Çünkü o sırada buzdolabındaydı. bu soru hatırlama yeteneğinizi ölçer... Soru 4: Her zaman timsahlarla dolu olduğunu bildiğiniz bir nehri geçmeniz gerekiyır. Nasıl geçersiniz? Doğru yanıt: Yüzerek. Bütün timsahlar toplantıya katıldığından hiçbiri nehirde değildir. Bu soru hatalarınızdan ders çıkarabilme yeteneğinizi ölçüyor...

FAREYE DENEY
D E N E Y !!
1. gün : Fare uzun süre Labirentin içinde dolandı ama peyniri bulamadı. IcgüdüLeri zayıf.
3. gün : Negatif. Sadece Labirenti değil, odanın hemen her yerini aradı; tüm dolapları, cekmeceLeri, kavanozları karI$tIrdI. Hatta bir tablonun arkasına ve ceplerime bile baktı.Bu fare tam bir salak.
7. gün : En ufak bir ilerleme yok. Artık arama isteğini bile kaybetti, telefonla ko$edeki büfeden iki karI$Ik tost, bir ayran istemi$. Zekadan böylesine yoksun olu$u deneylerimde yol almamı önlüyor.
18. gün : Zamanla becerilerini geLi$tirmesi Lazımdı,ama sıfır! Bursa'dan aradı, "kaygılanmamamı, peyniri bulacağını" söyledi. Ona gittikçe peynirden uzakLa$tIgInI anlatmaya caLI$tIm, ama dinlemedi. Ciddi zeka problemi!
74. gün : Umutsuzluğa kapılıyorum; fare, henüz bir zeka belirtisi gösteremedi. En son Tibet'ten aradı, hayatın anlamı gibisinden bir$ey bulduğunu söyledi. Ama peyniri buLamami$ ve Artık umurunda da degiLmi$. Aptal hayvan! Hayallerimden ve kariyerimden geriye küflü peynirler kaldı.
93. GÜN : LABİRENTİN İÇİNE KOYMAYI UNUTTUĞUM için FARENİN PEYNİRİ BULAMADIĞINI FARKETTiM.

TRAFİK KAZASI SONUCU
Trafik Kazası Sonucu Hastane Masrafları Trafik kazası sonucu yaralanan ve hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınan kazazedelerin, kanuna göre tedavi için ücret ödememesi gerektiği belirtildi. Tüketiciler Birliği, kazazedelerin haklarıyla ilgili bir rapor hazırladı. Kaza sonucu yaralanan ve herhangi bir hastanede tedavi gören kazazedelerin bu tedavileri sonucu hastane tarafından ücret talep edilemeyeceğinin belirtildiği raporda, 2918 Sayılı Trafik Kanunu'na göre herhangi bir trafik kazası sonucu yaralan kişi en kısa sürede hastaneye yetiştirilmek ve gereken tedavinin yapılması hükümlerini içeriyor. Yönetmeliğe göre, hastane acil servisi, kendisine gelen kazazedenin maddi durumu, sosyal güvencesinin olup olmadığına ve hastanın özelliğine bakmadan gereken tedaviyi ve müdahaleyi herhangi bir ücret talep etmeden yapmak zorunda. Bu tedavi sonucu oluşan masraf ise Sağlık Bakanlığı Karayolları Trafik Döner Sermaye İşletmesi tarafından karşılanacağının belirtildiği rapora göre, vatandaşların haklarını bilmediği için sorunlar yaşandığını ve hastanelerin bu kanundan bihabermiş gibi gözüküp vatandaştan para talep etmelerinin suç olduğu belirtildi. Lütfen tanıdığınız herkese SOYLEYINIZ!
En uzun sure ucan tavuk 13 saniye havada kalmistir.
El tirnaklari ayak tirnaklarina oranla 4 kat daha hizli uzarlar.
Yilda ortalama 10 milyon kez goz kirpariz.
Yarasalar bir magaraya girdiklerinde once sola donerler.
Sogan dograrken sakiz cignemek goz yasarmasini onler.
Ortalama bir insan, yilda 1460'in uzerinde ruya gorur.
Timsahlarin dilleri damaklarindadir.
Muz veya yesil elma koklamak zayiflamaya yardim eder.
Aslan kukremesi 5 mil oteden bile duyulabilir.
Bir fare, susuzluga bir deveden daha fazla dayanabilir.
Las Vegas'taki kumarhanelerin hic birisinde saat yoktur.
Italyan bayragini Napoleon Bonaparte tasarlamistir.
Uzay yolculugunda tasinacak her extra kilo icin gerekli olan yakit miktari 530 kg dir.
Istokozlarin kani mavi renktedir.
Timsahlar daha derine batabilmek icin tas yutarlar.
Kalinligi ve buyuklugu ne olursa olsun hicbir kagit parcasi 7 kereden fazla katlanamaz.
Suudi Arabistan'da bir kadin kocasina kahve yapmazsa bu bosanma nedenidir.
Bir köpekbaligi 100 milyon damla deniz suyu içindeki bir damla kani hissedebilir.
Insan midesi, 2 haftada bir iç zarini yenilemekzorundadir; aksi halde kendi kendini sindirir.
Bir bardak taze sampanyanin içine bir kuru üzüm atarsaniz, üzüm asansör gibi bardagin altindan üstüne, üstünden altina sürekli dolasir.
Eger agzimiza attigimiz bir seye tükürügümüz degmezse, onun tadini anlayamayiz.
Erkek peygamber devesi, disinin kokusunu 7 mil öteden duyabilir.
Zürafa, kulagini 53 santim uzunlugundaki dili ile temizler.
Lübnan'da disi bir hayvanla cinsel iliskiye girmek serbesttir, ama erkek hayvanla yasaktir.
Her insanin dilinin izi de parmak izi gibi farklidir.
Her gün dogan çocuklarin ortalama 12'si yanlis anne babaya verilmektedir.
Kagit para sanildigi gibi kagittan degil pamuktan yapilir.
Yarim kilo kadar çikolata küçük bir köpegi öldürebilir.
Ketçap 1830'lu yillarda ilaç olarak satilirdi.
Insan kalbi, kani pompaladiginda yarattigi basinc ile kani 10 metre uzaga firlatabilir.
Birçok ruj çesidi balik pulu içerir.
Bir karinca agirliginin 50 kati agirligi kaldirabilir, 30 kati agirligi cekebilir ve zehirlendiginde her zaman sag tarafina dogru duser.
Bir hamambocegi 9 gun basi koparilmis olarak, acliktan olene kadar yasayabilir.
Sicrayamayan (ziplayamayan) tek hayvan fildir.
Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.
Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.
Bir kurbaga kendi uzunlugunun 350 kati kadar oteye sicrayabilir. Bu bizim bir futbol sahasinin bir ucundan bir ucuna atlayabilmemiz gibi bisey..
Unutmayin ki, biri sizi kizdirdiginda yuzunuzu asmak icin vucudunuzdan 42 kasinizi kullanirsiniz..
Kamplumbağalar kıçlarından nefes alabilirler!
Bugune kadar olculmuş en buyuk buz dagi, 200 mil uzunlugunda ve 60 mil genişligindedir ve Belcika'dan daha buyuk bir yuzolcumune sahiptir.
Yilanlar duyamaz.
Zürafalar yüzemez.
Karincalar uyumaz.
Kirpiler suda batmaz.
Sineklerin 5 gözü vardir.
Zürefalarin ses telleri yoktur.
Develerin üç tane kasi vardir.
Bir sinegin hizi saatte 8 km dir.
Kangurular geriye dogru yürüyemez.
Kediler seker tadini ayirt edemezler.
Atlar bir ay kadar ayakta kalabilirler.
Baykus, mavi rengi görebilen tek kustur.
2600 kadar degisik cins kurbaga vardir.
Deniz kobrasi dünyanin en zehirli yilanidir.
Bir yilda gozumuzu tam 4.200.000.000 kez kirpiyoruz,
Turkiye'de Mehmet adinda 1 milyon 229 kisi var.
Karadul örümceği, bir günde 20 eşini yer.
Beş gözü olan arılar, her yıl yılandan fazla insan öldürüyor.
Uçan balıklar 90 metreye kadar yükselebiliyor.
Güvelerin mideleri yoktur.
Köstebek bir gecede 90 metrelik tünel kazabilir.
Bedenine oranla en büyük beyin karıncalardadır.
Bir bukalemunun dili, bedeninin iki katı uzunluğundadır.
Kalkan balıkları yavruyken dişidir ancak 5 yaşına geldiklerinde birçoğu erkeğe dönüşür.
Bir salyangozun diş sayısı 25 bini bulabilir.
Çita, saatte 70 kilometre hıza iki saniyede çıkar.
Salyangozlar yemek yemeden üç yıl uyur.
Bir farenin spermi, filin sperminden uzundur.
Balinalar geri geri yüzemezler.
Dünyadaki tüm karıncaların ağırlığı, tüm insanların ağırlığının 10 katıdır.
Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmuyor. Sizi gizliyor. Sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuz anlamamalarını sağlıyor.
Dişçiler diş fırçalarının tuvaletten en az iki metre uzakta tutulmasını tavsiye ediyorlar. Sıçrama nedeniyle havaya karışan partiküllerden fırçanızın korunması için!
Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir!
Evinizdeki toz parçacıklarının büyük çoğunluğu ölmüş deri dokusudur.
Michael Jordan, bir yılda Malezya'daki Nike fabrikasında çalışan tüm işçilerin toplam gelirinden daha fazla gelir kazanmaktadır.
İnci sirkeye konulursa erir!
8 yil 7 ay 6 gun boyunca ciglik atmakla olusacak ses enerjisiyle, bir bardak nescafelik su isitilabilir.
6 yil 9 ay boyunca "PIRT" yapildiginda cikacak gazla, bir atom bombasi uretilebilir.
Eiffel Kulesi'nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır
Mexico City her sene 25cm. kadar batıyor...
Çocuklar baharda daha fazla büyüyor.
İnek sütünün pH değeri 6'dır.
Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir
Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.
Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer Çin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak.
Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.
Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.
İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak baş parmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.
Kadınlar erkeklere oranla, iki kat daha fazla göz kırpar...
Amerikan havayolları, uçuşlarda yolculara sunduğu kahvaltılarda, her tepsiden bir zeytini kaldırarak, 1987 yılında, 40 bin dolar kâr etmiştir.
ABD'de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır.
Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.
Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.
İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.
Günümüzde, evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır.
Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika'dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.
Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.
Sadece insanlar ve yunuslar zevk için cinsel ilişkide bulunurlar.
Kedilerin beyninde 32 adet kas vardır.
Bir devekuşunun gözu beyninden büyüktür.
Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler.
Her 25 kişiden biri astim hastasidir.
Uranus, ciplak gozle gorulebilen bir gezegendir.
Kaptan Cook, Antarktika haric butun kitalara ayak basan ilk insandir.
Gunişigindan daha fazla yararlanmak icin saat uygulamasini Benjamin Franklin başlatmiştir.
Bugune kadar kaydedilmiş en buyuk dalga, 1971 yilinda Japonya'nin ishigaki Adasi'nda 85 metre yuksekligine ulaşmiştir.
Sahra colundeki Tidikelt kasabasina on yil boyunca hic yagmur yagmamiştir.
Mumyalarin ayak parmaklari tek tek sarilarak mumyalanmiştir.
Kıta isimlerinin hepsi ayni harfle başlayip ayni harfle biter.
Rusya'da dogudan batiya dogru seyahat edilirse, yedi saat kuşagi gecilir.
Norvec'in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gunduz guneşli gecer.
Sadece dişi sivrisinekler isirir.
Dunyada her dakika iki tane duşuk şiddette deprem olmaktadir.
Hindistan'daki yillik dogum sayisi, Avustralya'nin toplam nufusundan fazladir.
Tarih boyunca yeryuzunde bulunan altin 200 kat daha fazlasi okyanuslarda bulunmaktadir.
Kopeklerin ter bezleri ayaklarindadir.
Salataligin yuzde 96'si sudur.
Bir kilo limonda bir kilo cilekten daha fazla şeker vardir.
Yarim kilo bal yapabilmek icin arilar iki milyondan fazla cicekten bitki ozu toplamak zorundadirlar.
Sadece dişi kanaryalar otebilir.
Tarantulalar iki bucuk yil yiyeceksiz yaşayabilirler.
Kendi dirsegini yalamanin imkansiz oldugunu ?
Ördegin vakvaklamasinin yanki yaratmadigini ve bunu kimsenin aciklayamadigini?
Eger cok siddetli hapsirirsan, kaburgalarindan birini kirabilecegini?
Hapsirmayi engellemeye calisirsan,basindaki veya boynundaki damarlardan birinin yirtilabilecegini ve olebilecegini?
1 saat sureyle kulaklıkla birsey dinlemenin kulaktaki bakteri sayisini %700 arttirdigini?
Çakmağın kibritten önce bulunduğunu?
parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu?
Havuca rengini karoten verir.
Sabahları elma kahveden daha fazla uykunuzu açar!
İnekler merdiven çıkabilir, ama inemezler!!
Meşe ağaçları elli yaşından önce palamut vermez.
Ortalama bir pire, kendi buyuklugunun 150 katiyukseklige ziplayabiliyor.Bu orani tutturmak icin bir insanin yaklasik 30 metre ziplamasi gerekli.
insanlar vucutlarinda 300 adet kemikle doguyorlar ama yetiskin olduklarinda bu sayi 206 ya dusuyor.
Her dort amerikalidan biri mutlaka televizyonda gorunuyor.
Uyurken, televizyon seyrederken yaktigimizdan daha fazla kalori harciyoruz.
Kelebekler ayaklariyla tat alirlar.
Sarişinlarin esmerlere gore daha fazla saci vardir.
insan vucudundaki en guclu kas dildir.
Gozleri acik tutarak hapsirmak imkansizdir.
insanlar beyinlerinin sadece %10`unu kullanirlar.
Filler ziplayamayan tek memelidir.
Bir karincanin koku alma yetenegi en az bir kopeginki kadar gelismistir.
Yetiskin bir ayi, bir at kadar hizli kosabilir.
Atlarin insanlardan 18 tane fazla kemigi vardir.
Fareler ve atlar kusamaz.
Hapsirdiginiz zaman, kalbiniz de dahil olmak uzere butun vucut fonksiyonlariniz bir an icin durur.
Hamambocekleri yaklasik olarak 250 milyon yildir yasadiklari halde hicbir degisime ugramamislardir.
Gozlerimiz hicbir zaman buyumez. Ama burnumuz ve kulaklarimizin buyumesi asla sona ermez.
Kediler ultrason seslerini duyarlar.
Bir hamambocegi kafasi koptuktan sonra acliktan olmeden dokuz gun yasayabiliyor.
Kutup ayilari solaktir.
Bir karinca kendi agirliginin elli kati agirligi kaldirabilir.
Timsahlar dillerini disari cikaramazlar.
Zurafa 35 cm uzunlukta siyah bir dile sahiptir.
Yunuslar bir gozleri acik uyurlar.
Dunyanin bir numarali domuz ureticisi ve tuketicisi cinliler.
Dunyanin en hizli buyuyen bitkisi bambu, bir gunde 90 cm kadar uzuyor
18 subat 1979 yilinda sahra colune kar yagmisti.
Yeni zelanda, dunyadaki her turlu iklimin yasandigi tek ulke.
Dunyada insan basina dusen karinca sayisi bir milyon.
Sag elini kullanan insanlar sol elini kullananlara gore ortalama dokuzyil daha fazla yaşıyorlar.
Bir insan yaşamı boyunca iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük salgilar.
Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir.
Ortalama olarak, amerika`da gunde uc adet cinsiyet degistirme operasyonu gerceklesmektedir.
İnsan beyninin % 80`i sudur.
Amerika`da her saat 40 kisi kanserden hayatini kaybediyor.
ileri dogru bir adim atildiginda, insan vucudundaki 54 kas calisir.
insan beyninin ortalama agirligi 1.3kg`dir.
Birinin yuzunu hatirlamak icin beynin sag tarafi kullanilir.
Ortalama bir buzdaginin agirligi 20 milyon ton.
Yetiskin bir insan gunde ortalama olarak 23 bin kez nefes alir.
Kaslari yukari kaldirmak icin 30 kasi harekete gecirmek gerekiyor.
Erkekler kadinlara gore on kat daha fazla renk koru oluyorlar.
Penguen yuzebilen ama ucamayan tek kustur.
Sineklerin bes gozu vardir.
Baykus mavi rengi gorebilen tek kustur
Bugune kadar bilinen en agir bobrek tasi 1.36 kg.
2006/4/16
BABA ÜSTÜMÜ ÖRT
Bu olay Bursa’da olmuş. 17 yaşında bi genç kız aniden ölmüş. Aile perişan olmuş ama n’apsınlar, kızı defnetmişler tabii. Aradan bi’kaç gün geçmiş. Baba kızını rüyasında görmüş. Kız sürekli titriyomuş ve "Çok üşüyorum baba. Yalvarırım üstümü ört" diyomuş. Adam sabah kalktığında rüya aklına gelince hüngür hüngür ağlamış. "Gül gibi evladımı kaybettim. Rüyama giricek tabii" diye düşünmüş. Karısının üzülmemesi için de ona hiç bişey söylememiş. Ama ertesi gece, sonraki gece, daha sonraki gece, hep aynı rüya: "Çok üşüyorum baba. N'olur üstümü ört!" Baba bi gece yine aynı rüyayı görürken kan ter içinde uyanmış. Dayanamamış, karısının, "Nereye bey bu saatte?" demesine aldırmadan sokağa fırlayıp soluğu mezarlıkta almış. Kızının mezarına gelince ne görsün? Mezar açık ve bomboş! Adam ne yaptığını bilmez bi halde mezarlık bekçisinin kulübesine yönelmiş. Allahım, o an gördüğüne yürek dayanmaz. Bekçi resmen kıza tecavüz ediyomuş! Meğer bu aşşağılık herif her zaman, yeni gömülen ölülere belli bi süre bunu yaparmış
  
ÖLÜ TAMİRCİ
Bir Ölüden Yardım: 17 Ağustos depreminde ve sonrasında meydana gelen bir çok olayı televizyon ve gazetelerden tanık olmuşsunuzdur. Ben de televizyonda seyrettiğim bir olayı size anlatmak istiyorum. Depremden sonra bir çok insan evsiz kalmış ,ailesini yitirmiş ve yardıma muhtaç hale gelmişti işte böyle bir durumda hayır severler hemen bölgelerdekilerin yardımına koşmuştu. İstanbul'da oturan orta halli bir ailenin çocuğu olan Mustafa babasının arkadaşının yardım göndermek istediğini bölgedeki insanların her türlü yardıma muhtaç olduğunu duyunca ve de babasının yoğun ısrarlarına dayanamayınca arabasının bakıma vermekten vazgeçip hemen yola koyulmak üzere hazırlıklara başladı fakat bilmediği bir şey vardı arabasının çok önemli bir kusuru vardı ve bu kusur onu ölüme bile ???ürebilirdi. İnsanlara yardım etmek için arabayı bakıma sokmadan gittiği için bu arızayı öğrenememişti. Ve yola çıktı hiç durmadan gidiyor ve içinde insanlara yardım etme hazzını hissediyordu. Yolda arıza gittikçe arttı fakat arıza arabanın tekerlerinde olduğu ve çok hissedilir olmadığı için farkına varamadı. Hava karamak üzereydi lastiğinin kabaklaştığının farkına vardı hemen indi arabasının arkasına gitti ve yedek lastiği aradı daha fazla yük alabilmek için çıkardığını hatırladı ve kahroldu kim bilir kaç insan bu yardımı dört gözle bekliyordu. Birden yolda tamirci elbisesi giymiş bir adamın geldiğini gördü ve de elinde bir lastiğin olduğunu adam az ileride lastiği patlamış birine ???ürdüğünü söyledi. Mustafa ona derdini anlattı adam istersen bu lastiğini sana verebilirim ben daha sonra yine getiririm dedi ve tamirci arabaya lastiği taktı arabanın tekerlerindeki hayati derecede önemli arızayı da görüp onardı. Mustafa isterse onu gideceği yere kadar bırakabileceğini söyleyecekti ki arkasını döndüğünde adamın olmadığını gördü hayretler için yola devam etti yaklaşık 5 dakika gitti veya gitmedi bir kazanın olduğunu ve içinden çıkarılan cesedin kendisine yardım eden kişi olduğunu gördü çevredeki adamlara sordu ve kazanın yaklaşık 1saat kadar önce gerçekleştiğini öğrendi adeta nutku tutulmuş kul sıkışmış ve Hızır yetişmişti.
  
MEZARDAKİ CEKET
BİR ANNE İLE KIZI YANLIZ YAŞIYORLARMIŞ.BABALARI UZUN ZAMAN ÖNCE HAYATINI KAYBETMİŞ.ANNESİ KIZINI ÇOK SEVİYORMUŞ.NE DERSE YAPIYORMUŞ,HAYATTKİ TEK DAYANAĞI OYMUŞ.TALİHSİZLİKLER BU AİLENİN PEŞİNİ BIRAKMIYORMUŞ.ARADAN BİRAZ ZAMAN GEÇTİKTEN SONRA GENÇ KIZDA TRAFİK KAZASINDA HAYATINI KAYBETMİŞ.ANNE Sİ BU DÜNYADA KİMSESİZ KALMIŞ...... BİRGÜN TAKSİCİNİN BİRİSİ MEZARLIĞIN YANINDAN GEÇ VAKİTLERDE ARABAYLA GEÇİYORMUŞ.GENÇ Bİ KIZIN YAĞMURUN ALTINDA YOLUN KENARINDA BEKLEDİİNİ GÖRMÜŞ...... HEMEN DURMUŞ VE CEKETİNİ ÇIKARIP KIZIN ÜZERİNE ÖRTMÜŞ ÜŞÜMESİN DİYE.DAHA SONRA KIZ EVİNİ GÖSTERMİŞ VE KIZI KAPISINA KADAR BIRAKMIŞ. SABAH OLDUKTAN SONRA ADAM BIRAKTIĞI EVE GİTMİŞ CEKETİNİ İSTEMEYE.KAPIYI ÇALMIŞ KIZIN ANNESİ ÇIKMIŞ.TAKSİCİ DÜN BURYA BİR GENÇ KIZ BIRAKMIŞTIM KIZIDA TARİF ETMİŞ VE UNUTTUĞU CEKETİNİ İSTEMİŞ.KIZIN ANNESİ EVET BENİM ÖYLE Bİ KIZIM VARDI AMA BİR AY ÖNCE HAYATINI KAYBETTİ DEMİŞ.İSTERSEN MEZARINA GİDİP BAKALIM DEMİŞ TAKSİCİYE..... GİTMİŞ BAKMIŞLAR Kİ BİDE NE GÖRSÜNLER.....ADMIN CEKETİ KIZIN MEZARININ ÜZERİNDE ÖRTÜLÜYMÜŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞ..
  
1999 Depremİndekİ Ürpertİcİ Olaylar !!!
Alttaki yazı Kalp hastaları, Çocuklar ve Yaşlılar için değildir !!!
1999 Gölcük depreminden sonra ortalıkta bir sürü esrarengiz olaylar anlatılmakta. Ne kadar doğru bu söylenenler bilinmez ama hayret edilmeyecek türden de değil bu anlatılanlar...(Buradan 1999 Gölcük depreminde hayatını kaybeden insanlarımıza YÜCE MEVLAMDAN rahmet diliyorum.)
OLAY-1=> O gece bayanın birisi doğum için eşiyle beraber bir taksiyle hastahaneye gidiyorlarmış.Taksi tam Eyüp şehitliğinden geçerken doğum sancıları tutan bayan kafasını sağa sola çevirmeye başlamış.İşte tam bu sırada bayanın gözü şehitliğe ilişmiş.Bayan gördüğü manzara karşısında dona kalmış.Bütün şehitler kabirlerinden kalkmış elleri semada dua ediyorlarmış.
OLAY-2=> Aynı saatlerde Eyüp Sultan Camisinin önünde taksicilik yapan bazı kişilerin anlattıklarıda insanı hayretler içerisinde bırakıyor. -Taksinin içerisinde oturmuş müşteri bekliyordum.Gözüm birden Cami'nin duvarına ilişti.Duvarları nurdan varlıklar kaplamış tutuyorlardı.Mezarlıklarda yatanlar kalkmış hep beraber dua ediyorlardı.
OLAY-3=> Enkazdan 4 gün donra çıkan bir çocuğa su ikram etmişler.Çocuk; -Su ve yemek ihtiyacım yok.Yaşlı bir amca bana suda yemekte verdi.
OLAY-4=> Denizden çok büyük bir ateş topu yükselmiş.
OLAY-5=> O gece yıldızlar bir başkaymış.Çoğu insanın anlattığı - sanki elimi uzatsam yıldızları tutacak gibiydim.
Bu ve bunun gibi onlarca olay anlatıldı.Dediğim gibi bunlar ne kadar doğrudur bilinmez....
  
ATEŞ VE TOPRAK
ben bu olayı 1999 senesinde yaşadım o zamanlar 15 yaşındaydım ve kızlarla gezmeyi çok seviyodum ark'larla gezerken gizli bi buluşma yerimiz vardı orası omanın içinde şirin bi mağaraya benzerdievden kaçıp oraya giderdikorada güvende hissederdik kendimizi ve birgün ben yatağımda uyurken bişey beni kaldırdı ve o oramanın içine girmemi sağladıben sanki her zaman kinden daha cesaretliydim mağaraya girdiğimde gördüklerime inanamadım toprak ve ateş vardı bunlar şeytanla insanı temsil ediyodu ve ateşin önünde şeytan toprağın önünde insan vardı bunlar konuşuyodu insan olan kadındı şeytan ise erkek gibiydi fakat korkutucu değildisanki eski zamanda olmuş bi olayı anlatıyodu onlar beni göremiyodu ben onları görüyodum onlar arapça konuşuyodu ve kadın ateşin üstüne toprak serpti şeytan kaçarcasına bi hareket yaptı ve kayboldu kadın bana doğru baktı ve bişey soledi ben o solediğini içimden anladım bana şole dedi şeytanla baş etmek çok kolay yeterki ondan korkma ve üstüne git o senden korksun allahın yolundan ayrılma dedive oda kayboldu ben o karanlıkta ormandan ayrıldım yarım saat sonra evimi bulup yattım tüm gece onu düşündüm niye ben diye çünkü ben şeytana meleğe cennete cehenneme inanmayan biriydim
  
TREN KAZASI VE ELLER
Bir arkadasim küçük bir kasabada ögretmen olan kuzenini ziyarete gitmis. Bir ara arabayla dolasmaya çikmislar. Tren yolundan geçerken arkadasim yolun kenarinda devrilmis vagonlar oldugunu görünce niye orada durduklarini sormus. Kuzeni, "Bu çok trajik bir hikaye. Bunlaraslinda katil vagonlar. Gel yakindan bak istersen" demis. Tren saati olmadigi için arabayi raylarin üzerinde birakip vagonlarin yanina gitmisler. Arkadasin kuzeninin anlattigina göre, geçen yil tam orada bir okul otobüsü ariza yapmis ve raylarin üzerinde kalakalmis. Bu sirada büyük bir hizla gelen tren okul otobüsüne çarpmis.Talihsiz kazada bütün çocuklar hayatini kaybetmis. Arkadasimla kuzeni vagonlari incelerlerken bir tedirginlik hissedip hafiften korkar gibi olmus.Bir an evvel oradan uzaklasmak için arabalarina bindiklerinde ise daha motoru çalistirmadiklari halde araba kendiliginden ilerlemeye baslamis. Bizimkiler acayip korkmuslar tabi. Araba tren raylarinin üzerinden 100 metre kadar ileriye, kendi kendine gitmis ve durmus. Arkadasim hemen arabayi çalistirmis. Son sürat ayrilmislar oradan. Kasabaya gelene kadar toz duman içinde 1 saatlik yolu yarim saatte almislar. Eve ulastiklarinda bet-beniz bembeyaz durumdalarmis. Ama asil korkuyu arabadan indiklerinde yasamislar. Arabanin arkasindaki toz kütlesinin üzeri onlarca el iziyle doluymus. Bunlarin büyüklügü de çocuk eli kadarmis
  
PENCEREDEKİ
O gece çok yorgundum.Ama sadece yorgunluk... Güç bela odama gidip yataga yattım.Yatagım anormal derecede soguktu. sanki buz kütleleri vardı yatagımda. oysa aylardan nisandı ve annem romatizmaları oldugu icin kaloriferleri yakmaya devam ediyordu.
o soguk yatakta uyumaya çalışırken pencereden bir ses geldi. sanki biri pencereye vuruyordu. o an tüm tüylerim diken diken oldu. şu anda bu satırları yazarken bile ürperiyorum ama neden bilmem o anlık bir cesaretle yatagımdan dogruldum ve pencereye gittim. güneslik çekiliydi ve actıgımda karşıma ne çıkacagını bilmiyordum. buna rağmen hic düsünmeden, sanki aklımı kaybetmiş gibi güneşligi açtım. tam karşımda bir adam duruyordu. oysa evimiz ücüncü kattaydı. bana bakıyor, gülümsüyor ve camı acmamı söylüyordu. taş kesilmiştim. camı açmadan yatagıma dogru döndüm. orada, yatagımda oturuyordu... gözlerimi kapattım ve bildigim tüm duaları okudum. yanımdan geçtigini, süzüldügünü duyuyor ama hic hareket etmeden sadece dua ediyordum. gözlerimi yeniden açtıgımda gün ışıyordu...
sayfamda  dakika  saniye misafirim oldunuz .....
sizden önce girenlerin sayısı

sayfaya girenlerin sayısına bak bide ziyaretci defterlerine bak bom boş sinek avlıyo yaw.yoqsa bu sayaç kendi kendinemi çogalıyo ne anlamadım gitti.
yoqsa sayfam kötüde yorum yapmıyosunuz...
1-2 satır yazın lütfen...sayfamı kötü buluyorsanızda yazın.
  

Sevdamı yollara deil KALBİME KAZIDIM ben
SEVDİGİM...
2006/4/15

Benim favorim buu.


zuhahah. :)


Adama bak ya ne cimri.Allah bilir bu donunuda satar. :))


Bu olay inş.Türkiye'de olmamıştır. :)


kafaya baksana kafa kafa deil dozer tekerleği


he he he he


:)) :))


:)) :))


Aha bi salak daha.millet kulagını deldirir buda dişini deldiriyo


:))


Adamda tam salak ayna alcana kamera almış.


Fareye bak helal.


Açlara bak sanki hiç kadın görmemişler


Yaw bu kadar azdınmı kardeşim :)


Adam benzin parasından kar yapıo güyaaa:)


Heralde ilk önce cama taş atılıyo,cama çıkan birisi kapıyı ewe gelen
kişide zile basıyo.çok mantıklı.:)


Makyaj adamı ne hale sokuyo bea.


Ya kardeşim yazık günah o buzdolabını bulamayan var.Kafası ghüseldi heralde.:)


Türklerde akıl tükenmez.


Ula oglum ne işin var orda kaçma gel geri işte.


Uloo fatih hoca ölüyo yardım edin adama.


Dünyanın en kaliteli ufak ve kullanışlı telefonu.


Bu velet kime çekmiş acaba.


:))


İşte bariz bi Türk insanı. :)




Kendini birazdaha kasarsa ölecek zavallı.


Allah mesut etsin:)


Dünyanın en ilginç ölümü heralde.


Bu çocuk bu yaşta böle ise büyümüş halini düşünmek istemiyorum. :)


Yorum yoqq. :)


Adamlara bak yaww salakmı ne:)


:))


O çocuk şimdiden öldü:))
2006/4/6
iSTiKLAL MARŞI
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak! O benimdir, o benim milletimindir ancak!
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celal? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal. Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım; Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar. Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, 'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın, Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı. Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
Rûhumun senden ilahî, şudur ancak emeli: Değmesin ma' bedimin göğsüne na-mahrem eli! Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım. Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım, Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım; O zaman yükselerek arşa değer belki başım!
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl; Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet, Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!
Mehmet Akif Ersoy
<P align=center><A href="http://spaces.msn.com/maniacazrael" target=_blank><IMG alt=maniacazrael&ömer src="http://i2.tinypic.com/sxisz6.jpg" width=200 border=0></A>
arkadaşlar logo kodunuzu verin spacesimde yayınlıyım herşey space kardeşligi için.
benim kodumu eklemeyi unutmayın :)
Kodunuzu buraya yada
comment bölümüne bırakabilirsiniz...
arkadaşlar spacesinden alıntı hırsızlık yapanlar varsa işte size göre bir spaces.
spaces kardeşligide burda tam size göree.tavsiye ederim.
|